Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Bolgemizdeki Tarihi izler..
 
 
 
 
.....BÖLGEMİZDEKİ TARİHİ İZLER.....
 
 
BELDEMİZİN (KASABAMIZIN) TARİHİ SÜREÇ AKINTISI VEYA GELİŞİMİNE IŞIK TUTACAK KISA VE ÖZ BİLGİ VEYA NOTLARI SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM. BELKİ, ZAMANLA BU BİLGİLER ÇÜRÜYECEKTİR. YENİLERİ ELDE EDİLDİKCE ESKİ BİLGİLER RAFA KALKACAKTIR. FAKAT BİR IŞIK VEYA KAYNAK OLACAĞI GERÇEĞİ UNUTULMAMALIDIR.
KASABAMIZIN ( BELDEMİZİN ) YAKIN ÇEVRESİNİN VEYA BİRBİRLERİ İLE İLİŞKİLİ OLAN YAKIN YERLEŞİM YERLERİNİN KISA TARİHİ BİLGİLERİ VEYA GELİŞİMİ HAKKINDA ÖZ AÇIKLAMALARDIR.
BÖLGE VEYA BÖLGEMİZDE AYNI PARALELLİKTE GELİŞME GÖSTERMİŞ VE ŞU ANKİ KONUMUNU ALMIŞTIR. UNUTMAMALIYIZ Kİ HİÇ BİR YERLEŞİM YERİ KENDİ ÇAPINDA VEYA DİĞER YAKIN YERLERLE AYRI OLARAK GELİŞME GÖSTEREMEZ. MUHAKKAK Kİ ETKİLENİR VEYA TESİRİ ALTINDA KALIR.
 


1. ŞUHUT (SYNNADA) İLÇESİ ;
İlçe tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut merkezinde ki Hisar Höyüğü ile Karaadilli kasabası ovasında bulunan Kepir tepe (Kepir Höyüğü) Höyüğünde bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hitit döneminde ise Afyon ile Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığına bağlı bir prenslik olan KUVALYA' nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuhut'un netleşmiş biçimdeki tarihi ise, Alemas adlı Frig komutanının Truva Savaşlarına katılan ve mağlûplar arasında yer alan birliklerini buraya kadar çekerek, hakimiyetini M.Ö. 1180 yıllarında "SYNNADA" (Şuhut) kentini kurmasıyla başlamaktadır. M.Ö. 3500' lere kadar uzanan tarihi içinde Roma döneminde bir başkent ve medeniyet merkezi olmuştur. Bugünkü Şuhut, Truva Savaşları sonunda Trakyalı, Makedonyalı ve Ahiyalı birlikleriyle bölgeye gelen Akomas tarafından "SYNNADA" adıyla M.Ö. 1180'de kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Synnada' nın önce Lidya, daha sonrada Pers hâkimiyeti altına girdiği görülmektedir. Hatta Perslere sığınan Atinalı ünlü komutan Alkibiyedes M.Ö. 404 yılında bugünkü Balçıkhisar Kasabası sınırları içerisinde yer alan "Melisse" çiftliğinde ölmüştür. Daha sonraki yıllarda Romalılar ve Bizanslıların egemenliğine girdiği bilinmektedir.
Bizans döneminde "CFUT" olan adı ise değişikliğe uğrayarak önce "ÇIFUT" olmuş, 1219 yıllarında Türk hâkimiyetine girdiği dönemlerdeki İslâm askerleri içinde bulunan Şeyh Şuhudi Ömer Efendi' ye izafeten "Şuhut" adını almıştır. Türk hâkimiyetindeki Şuhut, 1150 yıllarında Orta Asya'nın güneyinden göç eden Akan Boyu Türklerince kurulmuştur. İlk yer veya kent ismi olan SYNNADA yerleşim yeri Şuhut ilçe merkezindedir. Eski Tunç Çağından itibaren günümüze kadar Hitit, Frig, Hellen, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olmuştur. Hatta Frigya'nın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Kent veya bölge Hellen döneminde tam özerk, Roma döneminde yarı özerk bir konuma ulaşmıştır. Dönemin imparatoru adına ve Hieropolis (Sandıklı) ile ortaklaşa gümüş cistophorus ve bronz sikkeleri bastırılmıştır.
 
2. UZUNPINAR KÖYÜ :
Köye ilk gelen ve yerleşen köyün kuruluşuna öncülük eden kişi, rivayetlere (söylentilere) göre TOROS dağlarından gelen MOLLA İBRAHİM isminde bir kişidir. Aslı TOROS civarından olan ve YALVAÇ- KAŞIKARA köyünden Şuhut ilçesine pazara gelen Hüsemoğlu Molla İbrahim, köy bölgesini (Uzun pınar) veya yerleşim yerini beğenir ve buraya yerleşmeye karar verir Zamanla Molla İbrahim’in 8 (sekiz) kızı olur ve bu kızlardan köyün bugünkü sülaleleri oluşur Diğer yandan köyde yaşayan bazı sülalelerin de BALÇIKHİSAR kasabası ile EMİRDAĞ ilçesinden yada bölgesinden geldikleri anlatılır. Köy, isim olarak uzun zamandır aynı isimle anılmaktadır. Belki de, köyün girişinde bulunan çeşmelerin çokluğu ile hatıllarının (havuzlarının) uzunluğu nedeniyle bu isimle anıldığı süregelmektedir.
Herhangi bir yazılı kaynak olmamakla beraber söylenti veya anlatımlara göre köy tarihinin 200 - 250 yılı geçmediği bilinmektedir Bu durumda köy, 1800’lü yılların başlarında kurulduğu değerlendirilmektedir. Bu tarih Molla İbrahim isimli şahsın köye geliş tarihi baz alınarak söylenmektedir Fakat bu şahsın yalnız mı veya kalabalık mı, evli mi veya bekar mı geldiği net olarak bilinmemektedir. Bu bölge ile yakın bölgelerin insanlık tarihi açısından çok eski yerleşim yerleri olduğu kesin bir dille söylemek kolay değildir. Köyün Güney kesimlerinde bulunan KALE kalıntılarının yakınlarında ortaçağdan kalma kesme taşlar bulunmaktadır. Dolayısıyla bu noktalar çok eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Köyün yakın çevresinde dört tane ören yeri (Eski yerleşim yeri) vardır Başlangıç ve bitiş yerleri tam olarak bilinmemekle birlikte, Dinar ile Çay ilçeleri bölgeleri arasında bulunan ve FRİGYA’ lılar zamanında yapılan (Dinar, Tatarlı, Karaadilli, Uzunpınar, Göcen ve Çay arasında) "KRAL YOLU" köyden geçmektedir. Bu yolun diğer bir kayıtlara göre EFES ilçesi bölgesinde gelerek doğu bölgesi olan Şuhut ile Çay ilçelerine doğru gittiği belirtilmektedir.
 
3. OYNAĞAN KÖYÜ ;
Köyün eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Köy, adını 1600’lü yıllarda yaşayan ve bu bölgelerde hüküm süren Oynağan Oğlu Mehmet Bey’ den aldığı rivayet edilmektedir. Zamanında köyde yazılan ve bir süre önce köyde bulunduğu söylenen eski bir defter halen İstanbul’ da bulunmaktadır. Sergilenen bu defter, köy ile ilgili ilk yazılı belge özelliğini korumaktadır. Oynağan köyü Höyüğünün de dikkate alınması durumunda köy çok eski tarihe sahip olduğu değerlendirilmektedir. Karaadilli köyü ovasında bulunan diğer Höyükler ile birlikte ele alındığında önemli bir merkez konumda olduğu anlaşılmaktadır.
 
4. KULAK ( GOLAK ) KÖYÜ ;
Çevresi dağlarla çevrili küçük bir düzlükte kurulan köydür. Eskiden konaklama yeri anlamına gelen “Konak” ismiyle bilinirken zaman içerisinde Kulak adını almıştır. Eskişehir ili Mihallıcık ile Şuhut ilçesi Balçıkhisar ve Isparta ili Senirkent İlçesinden gelen aile ve sülalelerin oluşturduğu küçük bir köydür. Kuruluşu veya ilk yerleşik düzene geçtiği zaman tam olarak bilinmese de yakın bir zamanda oluştuğu değerlendirilmektedir. Geçen zaman içerisinde hayvancılıkla geçimini sağlayan göçerlerden yerleşen veya diğer yerleşim yerlerinden çeşitle nedenlerden dolayı kaçan veya gelen kişilerden oluşan grup veya gruplar olduğu değerlendirilmektedir.
 
 
5. KILIÇKAYA ( MACUR ) KÖYÜ ;
Karaadilli ovası olarak bilinen düz arazinin (Platonun) doğu kıyısında dağın eteğinde kurulu bir köydür. 1890-1895 yıllarında Bulgaristan - Deli Orman şehrinden gelen 4 aile veya sülalenin (muhacirlerin) yerleşmesiyle kurulmuştur. Yerleşen kişilerin namı veya lakapları nedeniyle uzun zaman Macur ismi ile anılan köy, daha sonraları hemen üstündeki dağın kaya yapısından KILIÇKAYA ismini almıştır. Bu yerleşim yerinde daha önceleri Çerkezlerin yaşadığı rivayet edilmektedir. Bu kişilerin zamanla Dinar - Yapağılı Köyüne göç ettikleri ve boş kalan yere (bölgeye) muhacir ailelerin yerleştikleri anlatıla geldiği bilinmektedir. Muhacirler yerleştirildikten sonra Çay - Göcen Köyü ile Bolvadin - Hamidiye köyünden de gelen aileler burayı mesken tuttukları anlatılmaktadır.
 
 
6. DEMİRBEL ( ÇORU ) KÖYÜ ;
Köyün kurulduğu yer olan Çoru Kırı, 1800’li yıllarda Yörüklerin konup göçtüğü ve kısa süreli barındığı veya dinlendiği az miktarda suyu olan bir yerdi. Osmanlı yönetiminin son dönemlerinde Yörüklerin yerleşik hayata geçmesi yönündeki baskıları nedeniyle Yörüklerin yerleşmeye başladığı yerlerden biridir. İlk yerleşim 1880’li yılların ilk yarısında olmuş ve beş haneden kurulmuştur. İlk yerleşen şahısların Aydın ili Uzun kum, Tokat ili Zile, Konya ili Bozkır ve Adana ili yöre ve bölgelerinde oldukları belirtilmektedir. Yerleşen ailelerin akraba ve tanıdık obalarından, sonradan gelerek yerleşmelerin oluşmasıyla köy haline dönüşmüştür. Yerleşen kişilerin Oğuz soyundan gelen Gacar Yörüklerinden oldukları anlatılmaktadır. Köyün ismi, yakın zamana kadar bölgenin veya yörenin yerel ismi olan ÇORU olarak bilinir ve kullanılırdı. Halen çoğunlukta bu isim kullanılmaktadır. Fakat sonraları yapılan değişikliği ve resmi makamların oluruyla köyün ismi DEMİRBEL olmuştur.
 
 
7. KARACAÖREN KASABASI ;
Köyün (Kasabanın) oluşumu ve kurulumu ile ilgili yeterli bilgi olmamakla birlikte, çevre yerleşim yerlerinin kurulması paralelinde çokta eski olmadığı öne çıkmaktadır. Yakın diğer yerleşim birimlerinin paralelinde kurulduğu ve buralara gelen kişilerden ayrılan ailelerden oluştuğu değerlendirilmektedir. Buna en güzel örnek ise Karaadilli ovası eski yerleşim (Ören yeri) yerlerinin değişimi veya oluşumu yada göçlerin yaşandığı zamanlarda, Gavurgediği mevkiinde yaşayan bir kısım aile veya sülalelerin Karacaören köyü ile Gençali köyüne göçerek yerleştikleri rivayet edilmektedir.
Kasaba bölgesi, resmi kayıtlara göre çok eski veya ilk yerleşim yeri ismi olarak OCOCLİA şeklinde bilinmektedir. Roma döneminde yarı özerk konumu nedeniyle imparator adına ve Bruzus (Sandıklı) kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri bastırılmıştır. Fakat bu ismin tam olarak nereye ait olduğu doğrulanamamıştır. Bu yer isminin Bambul gibi yakın yer eski isimleri de olabileceği değerlendirilmektedir.
 

8. ARIZLI KÖYÜ ;
Köyün ilk kuruluş veya oluşma süresi tam olarak bilinmemekle birlikte yakın diğer yerleşim yerleri ile paralellik taşımaktadır. Yalvaç - Tırtar Köyü ile Adana civarından gelen aile ve sülalelerin yerleşmesiyle konumunu kazanmıştır. Bölge veya köy, resmi kayıtlarda ilk tarih zamanlarında veya ilk yerleşim yeri olarak LYSİAS ismiyle anılmaktadır. Eski çağlara ait önemli bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla imparator adına bronz kent sikkeleri bastırılmıştır. Her ne kadar eski ismi LYSİAS olarak bilinse de bu isim bölgeye veya köye ait olduğu tam olarak kesinleşmemiştir. Yakın bir başka yer veya köy ismi de olabilir.
 
 
9. ÇÖL OVASI ( TATARLI ) ;
Bölgedeki yeni yerleşim birimlerinin oluşum ve yerleşim şekli tam olarak bilinmemekle birlikte, bölgemizle birlikte aynı paralellikte yerleşim düzenine geçtiği değerlendirilmektedir. Bölgenin insanlık (yaşam) tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır.
Efes'ten Laodikeia üzerinden gelen eski ticaret yolunun büyük phrygia' da apameia'ya uğradıktan sonra doğuya ayrılıp synnada (Şuhut) üzerinden ipsosjulia (Çay ilçesi) ya ulaştığı biliniyor. Bu yol üzerinde apamiaya bağlı bir metropolis şehri vardır. Hoyran gölü kuzeyindeki Sağır köyde bulunana bir yazıtta (metropolites) adı okunmuştur. Tatarlı kasabasında bulunan bir yazıtta da tieious un oğlu Alexandros un adı okunmuştur. Aynı adamın metropolis sikkelerinde "Belediye Başkanı" olarak adı geçmektedir. Livius da bu günkü çöl ovasından "metropolis ovası" diye söz etmiştir. Sikkelerde ayrıca phryg (frig) metropolisinin bir kutsal meclisinin adı yazılır. Diğer metropolislerden ayrılması için buraya phryg metropolisi denmiştir.
Bir konaklama ve dinlenme yeri olduğu için ayrıca kampos metropolitanos adıyla anılmıştır. Roma Cumhuriyeti çağında para bastığı gibi, imparatorluk döneminde, festivaller, dini törenler ve ziyaretler dolayısıyla da para bastırmıştır. Sardes şehri ile birlikte ortak dostluk parası da basmıştır. Paraların üzerinde men, dionysos, artemis, epsesia ve bereketli çöl ovasının simgesi olan başak demeti vardır.
Son zamanlarda gerek bilinçli ve gerekse bilinçsiz şekilde tesadüfen bulunan eski kalıntıların değerlendirilmesi ve araştırılması sonucunda, Tatarlı bölgesinin çok eski bir yerleşim yeri olduğu, metropolis olarak Bizans ve Roma ile Frig dönemlerinde önemli yerleşmelerin olduğu Tatarlı Tümülüssü kazısı ile tespit edilmiştir.
 
AĞUSTOS 2010.
 
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=