Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Cesmeler
 
 
      Hayat Kaynakları ÇEŞMELER, KOCA PUNARLAR....

Küçük büyük, süslü sade,vanalı vanasız, tarihli tarihsiz olarak yerli ve yabancı kişilerin yaptırdığı çeşmeler her türlü ortamda tüm canlılara bir şekilde hayat kaynağı olmuştur. Adlarına türküler yakılmış, nice kara sevdalılar ile şairlere ilham kaynağı olmuştur. Diyer diyar memleketleri gezen yolların, hasretlik çeken sevdalıların, birbiri ile geçinemeyen nice canlıların ortak buluşma noktası olmuştur çeşmeler.

Kasabamın sokaklarında dolaşırken, ana yolların birleştiği ve çevreye çıkış yolu olan noktalarda bir çeşmeye yüz sürülerek geçilirdi. O zamanlar bir iki elin parmağı kadar motor (traktör) vardı. Diğer ailelerde genelde at arabası ve eşek bulunmaktaydı. Dolayısıyla hem dağdan gelen çobanlarkoyun sürülerini hemde ovadan gelen insanlar iş hayvanlarını sulayarak evlerine giderlerdi. Katımcıların eklenmesiyle bir sürü olan koyunlar akşam gelince çeşme başında sulanırken burada ayrılırdı. Yaz ve kış aylarında evde kalan hayvanlar sabah ve akşama doğru buralarda sulanır. Hayvanlar gezdirilerek hava alması sağlanırdı. Evlerde kalan veya çıkarılamayan hayvanlar içinde elde kovalarla su çekilerek sulanırdı.
Sabahın er vaktinden gecenin yatsı vaktina kadar hiç insan eksik olmazdı bu çeşme başlarında. Genç ihtiyar, kadın kız, evli bekar mutlaka birkaç kişi ama su götürmek için ama hayvan sulamak için mutlaka birileri olurdu. Birde sohbet, konuşmak ve az da olsa dedi kodu için gelenleride eklersek, tam anlamıyla çayı ve kahvesi olmayan bir açık hava kahvesi gibi olurdu. Gizli ve açık sevdalıların buluşma yeri, ilk aşkların başlama noktası, kız ve oğlan beğenmenin, gönül ve evlilik ile niyet okumanın açık podyumu gibiydi, dilsiz şahitlik yapan çeşmelerimiz.

Kimi kavgaların başlangıç yeri, kimi dostluk ve akrabalıkların ilk adım noktasıydı, adında gizemi koruyan bu hayat kaynakları....
Aynı tip ve yapı özelliğini taşıyan, sadece yönü, hatıl sayı ve boyu ile geğişik olan çeşmelerden, köyümüz genelinde toplam on adet vardı. Şu anda hatılları kırık ve suyu akmayan, bir tane bulunan çeşmelerin, herhangi bir sebeble akmadığını veya suyunun kesildiğini düşünebiliyor musunuz. Bu çeşmelerin beslediği canlıların tamamı kuyulara hücum ederlerdi. Tatlı bir kova ve teneke tangırtısı dikilir kalırdı. Aynı anda hayvanların melemeleri ve insanların bağırmaları ile ufak tefek tartışmalar da eklenince tam bir su savaşı çıkmışcasına curcuna kopardı. Bu kargaşa kısa bir süre sonra tatlı sohbetlere ve yardımlaşmalara yerini bırakırdı. Kimse arkasını aramaz normal bir şekilde hayat sürerdi......

Kasabamızda küçük baş hayvan çok olduğu için bir adet hayvan yıkama havuzu vardı. Belki bu havuz bizim köye mahsusu bir özellikti. Hayvanlar yılda bir defa yıkanırdı. Havuz tekti ve paşaların evin yanındaki koca punarın hemen arkasında yapılmıştı. Ortalama iki metre derinlikte ve üçgene benzeyen havuz, bahar aylarında yanda bulunan çeşmeden kovalar ile doldurulup, ilaçlandıktan sonra, koyunlar elle dikine suyun içine atılırdı. Tam ıslanmayan veya batmayan hayvanlar, gerekir ise ağaç dirgenlerle bir defa başından suya batırılırdı. Koyunlar sığ yerde biraz bekletildikten suyu süzüldükten sonra bırakılırdı. Hayvanların yıkanması zahmetli ve çok kişi gerektiği için işi olmayan komşular, bölgede oynayan çocuklar, akrabalar ve diğer hayvan sahipleri yardım ederdi. Üç beş koyun sahibi şahıslar anlaşarak koyunları karıştırıp birlikte yıkarlardı.......
    
Zamanla bu çeşmelerin yakınına sözde hizmet amacıyla küçük çeşmeler yapıldı. Hemen yanına veya bitişiğine. Çeşmenin yanına çeşme olurmu. Bizim köyde olur. Fakat ömürleri uzun sürmez ve sürmedi. Kısa zamanda yok olup gittiler. Bir zamanlar sofralarımızın baş yemeği olan ve şu sıralar yardımcı yemek olarak kullanılan bulgurun hayat mücadelesi başlamıştır. Koca koca kazanlar çeşmelerin yanına kurulur ve su ile birlikte buğdaylar dökülür. Biraz bekletilip elle ovulduktan sora suyu süzülür. Ayrı bir çuvala veya kaba konan göllelik buğdaylar iyice suyu süzüldükten sonra evlere götürülür. Buğdayların yıkandığı kazanlar bu defa tandırlara konarak altı ateşlenir. Kazanın üçte ikisi buğday ve suyla doldurulur kaynatılır. Buğday piştikce şişer ve taşmaya yüz tutar. Pişen buğdaylar gölle haline geldikten sonra kovalar ile dama serilen hasırların üzerine dökülür ve serilerek kuruması sağlanır. Bu arada gerek tuzlayarak ve gerekse haşhaş ile karıştırılarak yenmeye beşlenır. Sokaktan geçen tanıdıklar ile komşular unutulmaz ve onlarada ikram edilir. Evlerdeki küçük çocukların veya yaşı ilerlemiş nenelerimin görevi başlar. Küçük çocuklar çabuk bıkar ve kaçarlar, yaşlı nenemiz ana alıcı yiyesiceler diyerek kuşlara bağırarak gelirler ve görevlerini devralırlar. Serilerek kurumaya bırakılan göllerde benimde hakkım var diyerek gelen kuşları kovalayan nenem, arada bir karıştırıp iyi kurusun der ve müteakiben damın çeleng başına oturarak beklemeye başlar. Kurumasından sonra taşları ve yabancı maddeleri ayıklanır, dam başında çıkan buğday kabukları savrulur. Tekrar çuvallanıp veyis oğlu veya kirazlarda bulunan dibeğe götürülür......
          Bulgur dibekleri iki metre çapındaki yuvarlak havuz içinde, bir iki ton ağırlığında, yuvarlak, bir buçuk metre çapında tekere benzer, sert taştan düzülme, ortasından geçirilen bir ağaç yardımıyla atla çekilerek daresel
dödürülen bir tür öğütme-kırma aletidir. Kabuğundan tam olarak ayrılan bulgurluklar, tekrar çuvallanıp evlere götürülür. Biraz havalandırılıp tekrar savrulduktan sonra tekrar çuvallandıktak sonra bulgur kırma makinesine kırılmak üzere götürülür ve kırıldıktan sonra elenerek temizlenip hazır hale getirilirdi......
            İlklerin yaşandığı, özlemlerin filizlendiği, duruşuyla bir kadı veya hakim gibi küslerin barıştığı, sessiz nikah memuru gibi gençleri tanıştırıp aralarının bulunduğu, nişanlı ve aşıkların buluştuğu, hoş sohbet ve konuşmak için ortamların sağlandığı, yön ve yerimiz için hedef gösterilen, çobanların sırdaşı ve dert yoldaşlığını yapan çeşmelerin yerini hiç bir şey alamamış ve alamayacaktır. Ah bir dile gelselerde doğruları, yalanları, haklıları ve haksızları bir bir anlatsalar, belki bizlerin ne kadar vefasız ve vurdum duymaz olduğumuzu ıspatlarcasına şahitlik ederler. Ama hep sessiz kaldılar ve sustular. Susunca da sessizce yok edildiler.......
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=