Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Davet,ferfene,ocak evler
 
    DAVET VERME(EKMEK YEDİRME):"Ekmek yedirme" vefat eden kişinin ardından günahlarına kefaret olsun, adına verilmiş sadaka olsun niyetiyle kasabada bulunan misafir ve ahaliye verilen yemektir. Vefatından hemen sonra olduğu gibi ilerleyen yıllarda da verilebilir. Hacca gidecekler, sünnet ve normal düğün yemeklerinde veya bir nimete kavuşup (araç alma, çocuğunun başarısı, hastalıktan kurtulma vb.)şükür için de davet verilebilir. Belediye hapörlerinden yapılan anonsla başlar.Küçük çapta,iki-üç sofralık yemek yedirilecekse anons ettirilmez,kişiler çağrılır.
          Mercimek çorbası, haşlama veya kızartılmış et(büyük, küçükbaş veya tavuk eti)pilav (üzeri kıymayla kaplı)komposto, yaprak(bağ veya lahana sarması) en son olarak da tatlı ikram edilir. Camii hocaları tarafından mevlit veya Kur'an okunup dua edilir. Kasabadaki, yerli halk genelde mazeretleri yoksa katılırlar. Önce erkekler ardından da kadınlar yemek yerler. Gelemeyen ihtiyaç sahiplerine de de yemek gönderilir.
 
   

    ADAK:
       Evlat sahibi olma isteğin de(uzun yıllar bekledikten sonra ilk çocuğu olduğunda veya kız çocuklarının ardından erkek çocuk olmasında) hastalıklardan kurtulmak için,vaat edildiğinde veya hastalıktan kurtulduktan sonra, kötülüklerden korunmada, yeni bir araca sahip olunduğunda(kaza geçirmesin dileğiyle)ev yapılırken dip temeline, sıkıntıya maruz kalıpta "bu sıkıntıdan kurtulursam" diye adandığında adak kesilir.
      Kasabada adak adanması yaygındır. Bilhassa küçük kazaların veya hastalıkların arka arkaya gelmesinin ardından kesilir. Araç alımı ve evin dip temeli için küçükbaş hayvan kesilirken, kişinin adadığı adağa bağlı olarak "horoz veya tavuk" kesilebilir. Küçükbaş hayvanın kesimi yapıldıysa 2–3 sofralık yakın akrabalarla beraber,hoca çağrılıp Kur’an okutulup,dua edilir.
         Tavuk cinsi kesildiği zaman,büyük tencerenin içine tavukla beraber, nohut ve bulgur konularak pişirilir. Yufka ekmeğine sarılarak sokaktan geçenlere dağıtılır. Adak ikramı geri çevrilmez yemenin sevap olduğu düşünülür.
    Adak sahibi kesilen hayvanın etini yemez, eğer yerse yediği miktarın maddi değerini çocuklar
 
            FERFENE YAPMAK:
        Kasabamızda eskiden beri devam eden adettir. Bilhassa uzun kış gecelerinde kahvehane ortamından uzaklaşıp, mahalle odalarında veya yaz ayında açık alanlarda,herkesin evden bir şeyler getirerek veya para toplayarak alınıp,ortaklaşa yenilip muhabbet edilen sofralardıra dağıtır.
           
          OCAK EVLER:
       Kasabamızda bazı ailelerin "ocak" olduğu ve birbirlerine "el" vererek şifa dağıttıklarına inanılır. Özel terkipleri vardır. “Demreyi” denilen cilt üzerinde oluşan "yara"ların üzerine yorgan iğnesi konularak "el almış" kişinin tükürmesi, verdiği kendi ocağındaki kül ve tuz karışımıyla ve perhize uyulmasıyla şifaya kavuşulacağına inanılır.
Yakma: El almış kişiler tarafından romatizmaya, siyatiğe karşı vücudun bazı bölgelerine uygulanan sıcak baskıdır.
Çıkıkçı: Doktorun veya hastanenin az olup ulaşılamadığı dönemlerde "işi bilen" öğrenmiş kişilerin kırığa,çıkığa müdahale edip tedavi etmeleridir.
        NAZAR DEĞMESİ:
      "Bakış anlamındaki Arapça nazar kelimesi, kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana yada bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde sakatlanma, kırılma gibi olumsuz bir etkinin meydana gelmesi anlamını almıştır."Kasabamızda bazı kimselerin daha çok nazarının değdiğine inanılıp onlardan sakınılır. Nazar herkese değebilir ama korumasız olan bebeklerin ve çocukların, aniden hastalanması veya huysuzlanması nazarı akla getirir. Hayvanlardaki ani değişiklikler ,hastalanması veya sütünün çekilmesi nazara yorulur. Mülke, ürüne,çalışmaya,işin iyi gitmesine,hatta alete-edevata ve araçların da nazara uğradığına inanılır.
    En çok yeşil gözlü ve gök gözlü insanların nazarının daha çok değdiğine inanılır. Nazardan korunmak için beğenilen hoşa giden kişi veya nesne için “Maşallah” denir.Söylemeyi unutan kişilerde uyarılır. Nazar değmesini önlemek, dikkati başka yöne çekmek için bazı yollara başvurulur. Bebeklerin üzerine nazar boncukları, tazı bocuğu,göz taşı vb. taşlar dikilir veya iğnelenir.Ahlât ağacından yapılmış minik süsler de nazara karşı kullanılır. Bebeklerin bileklerine de mavi boncuklardan "bileklik" yapılır. Yine mavi boncuklardan bilhassa buzağıların boynuna halka yapılarak takılır. Nazar boncuğu bebeklere, çocuklara, hayvanlara ve araçlara takılabilir. Gençlere ve damatlara koltuk altlarına haberleri olmadan nazar boncuğu takıldığına da rastlanır. Bir kişi veya nesne için beğenilme sözünün ardından "tu tu tu nazar değmesin"”tutu maşallah nazar değmez İnşallah” denilebilir. Nazarı değeceğinden korkulan kişinin yakınından geçilirken kıç kaşınır. Böylelikle nazarın değmeyeceğine inanılır. Cevşen veya muska taşınabilir. Nadir de olsa at nalı,evin bahçesine veya kapısına ölmüş inek yada atın kafasının iskeletini bir sırıkla asanlara da rastlanır. Nazar değdiğine inanılırsa aşağıdaki çarelere başvurulur.
       TÜTSÜ:
Bu işlemi herkes uygulayabilir. Kişiye, hayvana veya mülke nazar değdiğine inanılırsa kürek üzerine konan korun üzerine üzerlik ve tuz konur. Tütsünün üzerine nazar değdiğinden şüphelenilen kişinin eğilmesi sağlanır. Eğer tuz “çatır çatır” diye ses çıkarırsa “bunda nazar varmış” denilir. Ev, ahır veya bahçede tütsülenebilir.
 
 
 
     Kurşun Dökme: Kurşunu herkes dökemez."el almış" kişiler döker ve yorumu onlar yapar. Kurşun döktürecek kişi ortaya oturtulur üzerine,örtü örtülür. Kurşun hastanın kafasının üzerine konan su kabına dökülür. Adam şeklini alırsa nazar varmış denir. Yada delik delik, göz göz olursa nazar varmış (göz varmış)denilir.
      MUSKA YAZDIRMA: Eskiden daha çok rastlanırdı. Nazara uğrayan kişinin içmesi için su okunur veya yapılan muskanın üzerinde taşıması sağlanır. Nazar ayeti veya nazar duası okunur veya okutulur.
     



YAĞMUR DUASI:Yağmurun uzun zaman yağmadığı kuraklık zamanlarında, Allah'ın yağmur yağdırması için bir tüm köyün topluca dua etmeleridir.Topluca duaya çıkmadan önce camilerde yağmur duası yapılır.Dileğin gerçekleşmemesi üzerine belirli yerlere belirli tarihlerde  duaya çıkmak için karar alınır.Köyün önde gelenleri, gönüllüler ve korucuların katılımıyla  bütün hanelere uğranarak bulgur,yağ,nohut,tuz toplanarak başlanır.Hali vakti yerinde kişilerden veya toplanan paralarla adaklık koyun veya büyükbaş hayvan alınır.
İlk yağmur duasına yukarıköyde Adil Dede Tekkesinin yanında yapılır.Hayvanlar kesilir.Ocaklar kurulur.Hayvan etleri ve kemikleri küçük parçalara ayrılır.Büyük kazanlara etler bulgur ve nohut atılarak pişirilir.
    Tencereler kaynamaya başladığında halkta meydanı doldurmaya başlar.Genelde öğle namazı cemaatle kılınır.Namazın bitimiyle imam ve cemaat ayağa kalkar



Eller ters çevrilir.
Tövbe istiğfarlarla

başlıyan dua yağmur dilekleriyle devam eder.Cemaat aminlerle katılır.Dua esnasında sembolik yağmur olarak cemaatin üzerine su serpilir.
     ..Duanın ardından cemaatin yanında getirdiği tepsilerle kazanlardan yemek alınır.5-6 şarlı gruplar beraber yerler.Yağmur duasının ardından yağmur yağarsa şükür duası yapılır.Yağmur yağmadığı takdirde kutsal bilinen yerlere gidilerek duaya devam edilir.
Önemli Açıklama:Adetlerimiz sayfasında yer alan bilgilerin yanlışlığı veya eksikliği konusunda düzeltme yapmak  isterseniz "diyeceğim var" butonuna basarak mesaj yazabilir veya rakiraz@hotmail.com adresine mesaj gönderebilirsiniz.Adetlerimiz sayfası tamamen kasabamızın tanıtımı ve gelecek kuşaklara  adetlerimizin aktarılması için çaba sarfedilmiştir.Ramazan KİRAZ
 


 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=