Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Hasatlarımız-1
 
 
Makine ve Teknolojiye Boyun Eğen Tarım ile Harmanların Anlatamadıkları HARMAN VE HASATLARIMIZ -1-

Gün dönümüne az bir zaman kalmış, baharın koyu yeşili ile çiçeklerin has kokanları yavaş yavaş kayboluyordu. Küçük ve büyükbaş hayvanı olanlar ile tarlası fazla bulunanlar fiğ ekmişler, yaz kendini hissettirmeye başlayınca hafif hafif sararma şeklini almışlardır. Harmana tam girmeden biçilerek aradan çıkartılacaktır. Biçilenlerin bir kısmı ot şeklinde ve olduğu gibi getirilerek dam başına yığılacak, bir kısmıda patozda dövülerek savrulmasına müteakip samanları samanlığa konacaktır. Hayvanlar ile kuzular kışın yemlenirken ya ot şekliyle yada saman şekliyle arada bir hayvanın ağız değiştirmesi için verilecektir. Bu arada mısır, günaşık, bostan, haşhaş gibi ikinci tür hasatların ikileme dediğimiz çapalarda bitmiş durumdadır. Ovamız susuz olduğu için genelde kuru hasat yapılmaktadır. Mevsim uygun olmadığı için tek ürün alınmaktadır. Hemen hemen her seçim öncesi ve sonrası zamanlarda bir sondaj makinesi gelerek ovanın muhtelif yerlerinde su araması yapar ve iki üç ay sonra yok (muş) denilerek kapatılıp gidilirdi. Zamanla her şey değişmektedir.

Ovanın yamaç kısımları ile bazı tarlalar sararmaya başlamış, arpalara bugün yarın girilerek biçilmeye başlanır düşüncemesiyle, her bir kişi kendi imkan ve durumuna göre yavaş yavaş hazırlanıyordu, orağa girmek için. İmkanı iyi olan motorunun yağını değiştirip bakımını elden geçiriyor, orakta ve harmanda lazım olacak tırpan, anadat, tırmık, dirgen, yaba, atkı, düğen (düven) gibi malzemeler hazırlanıyor veya yenisi alınıyor. Diğer taraftan at arabaları ve koşumlar elden geçirilip bakımı yapılarak yağlanması yapılıyor. At arabaları bozulup kağnı şekline getirilmektedir. Eksikler çevre pazarlardan, küçükte olsa köyümüzün pazarından veya günlük olarak değişik zamanlarda gelen seyyar satıcılardan karşılanıyor.


Mevcutları değişik olan ve hayvanlarla çekilen at arabasından, ovadan biçilen sap ile diğer malzemeleri harmana getirmek, harmandan da samanlıklara samanı taşımak için kağnılar yapılırdı. KAĞNILAR, at arabasının mevcut üst kısmının (tekne-kasa) alınması ile başlar. Arka tekerlerin ön tekerlerden arkaya doğru biraz açılarak sabitlenmesi ve üzerine -H- şeklinde (benzer) alt ağaçlarının konmasıyla devam eder. Kağnının alt kısmı, mevcut araba iskeletine konarken altları desteklenerek biraz yükseltilir. Yani takılan aksam geniş ve büyük olduğu için, gerek yeni takılanlar ve gerekse taşınacak olan malzemeler arabanın tekerlerine takılmayacak veya sürtmeyecektir. Kağnını diğer parçaları olan ve alt kısımdaki ağaçlara dikine takılan çubuklar vardır. Bu çubuklar ortalama bir buçuk ile iki buçuk metre uzunluğunda, iki parmak kalınlığında olur. Uzun çubuklar kağnının ön ile yanlarına, kısa olanlar ise kağnının arka orta kısmına takılırdı. Çünkü içine (üzerine) konacak her türlü malzemeler arkadan boşaltılır. Bu çubuklar delikli olan ve arabanın iskelet kısmına takılan (-H-) hafifi kalınca ağaçlara, ortalama on beş yirmi cm. aralığında sıra ile takılıp, üst kısımlarından da devrilmemesi ve birbirine destek olması için ince urganla aynı aralıkta bağlanırdı. Kağnı bitince, iskeletden bir veya iki metre sağa sola, aynı zamanda arkaya uzanan, kare veya biraz elipse benzer, ortalama altı sekiz metre kare alanda, ağaç çubuklarla örülü, üstü açık kafes şeklinde bir taşıma aracı olmuştur. Araba iskeletine, soradan takılan kağnı iskeleti arka kısımdan oynak sabitlenir ve ön kısımdan da ip ile bağlanır. Şu anda teknolojik olarak kullanılan hidrolikli damper sistemi eskiden zaten kullanılıyordu. Araba iskeletine konan kağnı iskeleti, yük indirilirken arka orta kısımdaki çubuklar sağa ve sola doğru ikişer veya üçer şekilde çözülüp çıkartılıp, önden arkaya doğru kaldırılarak devrilirdi. Kağnının bu hali ile ovada bulunan sap ve banzeri malzemeler harman yerine, kağnının alt ve üst kısımları hasırla kapatılarak harmandan samanlığa samanların taşımasında kullanılırdı.

Ovanın yamaçları ile hasannı ve topaç bağları arasında ki, sararmaya başlayan arpalar biçilmeye başlanmıştır. Arpanın boyu ve durumu iyiyse tırpan ile biçilir. Yok zayıf ve seyrek ise orak kullanılarak yolunurdu. Tarlası az ve maddi durumu zayıf olan kişiler genelde yolma diye andığımız, orak kullanarak el ile ekinlerini yolarlardı. Diğer kişiler ya kendileri yada günlükcü (yövmiyeci) tutarak ekinlerini tırpan ile biçerlerdi. Tarlada ekinler biçilirken tırpancıların bir lideri olurdu. İlk biçen kişi genelde tarlanın durumu, güneş ve rüzgar yönü, ekinin durumu ve yatış şekli gibi nedenleri dikkate alarak başlardı. Biçilen ekin veya hasatlar anadat ile toplanır. Tarlanın belli ve uygun yerlerine ıramaslar yapılırdı. Bçilen ve toplanan yerler ile ıramasların olmadığı yerler tırmık ile tırmıklanırdı. Bunlar tekrar anadat ile alınarak ıramasların yanına destelenirdi. Desteler sağlam ve birbirleriyle uygun şekilde bağlı olması gerekiyor. Çünkü aşırı rüzgarlarda desteler dağılırdı.
TIRPAN
, iki metre uzunluğunda ve bilek kalınlığında, aotasında sağ elin tutacağı çatalı olan ve demir kısmın takılacağı ucu kare şeklindeki düz ağaç sapa, ortalama elli ile seksen, doksan cm. uzunluğunda, inceden kalına doğru üç ile sekiz, on cm. eninde, kalın ucunda kare şeklinde ağaç sapa takacağı olanve ekin, ot, fiğ, yonca gibi yaşil ile kuru malzemeleri biçmeye yarayan malzemeye danir. Genelde ellilik, yetmişlik veya doksanlık tırpan diyerek alınır veya kullanılır. Her kişi tırpan kullanamazdı. Tırpanı tutamaz, biçimsiz altdan yukardan ekin biçer, taşa vurur ağzını bozar, ucunu toprağa gömer, ortadan kırar ve kendini çeşitli şekilde sakatlardı.
ANADAT
, kuş veya tavuk ayak ve tırnaklarına benzeyen ağaçtan bir tarım aletidir. Ortalama bir buçuk ile iki buçuk metre uzunluğunda ve el bileği kalınlığında ki bir ağacın ucuna takılı, altda ikisi birbirine parelel, üçüncüsü üst karşı parelelinde olan üç çubuk ağaçtan olur. Çubuk ağaçlar, iki parmak kalınlığında ve elli atmış cm. uzunluğunda, üçgen şeklinde karşılıklı paralel vaziyetde, sapı ile uygun şekilde birleştirilir. Birleşen nokta uygun çivi ile iki üç yerinden çivilenir. Üzerine ince uzun kesilmiş ıslak hayvan derisi sarılarak tekrar uygun yerlerinde çivilenir. Kullanılan deri kuruduğu zaman sıkı ve sağlam olur. Anadat ile tarladan saplar toplanır. Toplanan sap ve hasat malzemeleri arabaya veya kağnıya yüklemede kullanılır. Harman yerinde gelen saplar anadat ile toplanır tınazlar (tınas) yapılır ve düzeltilir, aynı zamanda patoz içine (ağzına)saplar atılırdı.
TIRMIK
, bazı zamanlarda adını bilmeyen veya artislik yapan kişilere, kendince hoş ders veren güzel bir tarım aletidir. Yapısına göre beş, on veya onbeş çubuğu bulunan kısmı üste geldiği zaman, ayağınla ortasından bastığın anda sapı alnının ortasına iyi çarpar ki, hiç unutamazsın eşek çitmesi gibi tırmık adını. Genelde bir buçuk ile iki metre uzunluğunda, el bileği kalınlığında sapı olan, beşe on diye tabir edilen düzgün bir ağacın, beş cm enindeki kenarının üç beş cm aralıklarla delinmesi ve delinen kısımlara onbeş yirmi cm. uzunluğunda, parmak kalınlığındaki çubukların takılmasıyla yapılır. Kalın tahtanın yan yani on cm. lik kısmın orta yerine sapının takılmasıyla tamamlanır.

ORAK,
yarım ay veya hilale benzer demirin bir ucu sivri, diğer ucu uygun şekilde bükülerek ucuna ağaçtan sap takılan bir tarım aletidir. Ekin biçilen tırpanın torunu veya dedesi de diyebiliriz. Farkı küçük ve kısa saplı (on, onbeş cm.) oluşu, hilal şeklinde olup iç kısmı az keskindir. Ekin yolmaları hariç nohut, fiğ, mercimek, ot gibi yolmalarda da kullanılır. Bu alet, legal veya illegal kurulmuş örgütler ile bazı devletlerin bayraklarına dahi ilham kaynağı olup kullanılmıştır.

Şu anda az da olsa demirden olan veya bulunabilen anadat, tırmık ve orağın sapları hafif ağaçtan veya kavak ağacından yapılırdı. Ağır olan malzeme kullanılamazdı.

Haziran veya Temmuz sıcakları kendini iyiden iyiye göstermiştir. Güneş tepeye dikilmiş ve hafif açlık ile birlikte yorgunluk kendini hissettirmiştir. Çalışanlar mola vermiş ve yemek yenmesi için toplanılıp, az bir su ile eller yıkanmaya başlanmıştır. Çalışanlar kalabalık ise kadınlar ve erkekler ayrı ayrı otururlardı. Fazla yemek çeşidi ve katık bulunmazdı. Üç beş katmer veya haşhaşlı ile yufka ekmeği ana malzemedir. Yanına hafif koyu ezilmiş süzme kese yoğurdu. Birkaç kelle kuru soğan ile kadınların anlardan topladığı yemlik, sakızlık yaprağı ve tuzdur. Pazara geldiyse veya kolak köyünde gelen olduysa armut ile vişne lüks katıktır. Yada tatlı yerine en son yenen malzemelerdir.

Park ve bahçeler ile bazı villa ve otellerin bahçelerinde süs amaçlı bulunan, tamamen otantik olduğu için arana bu tarım aletlerini yakında hikaye ve masal kitaplarında okuyacağız, resimlerde görüp duyacağız dersem sakın darılmayın. Onlar, öğle yemeğini yoğurt ve soğan ile savsa, suyunu öğlenin sıcağında hararet yapmasın diye sıcakta içse, kullandıklarına demode deyip gülsek de ve kullanılanlar bahçe süsü için de kullanılsa, bizim daha onlardan alacağımız çok dersler var. Biz bu günlere o demode ve soğan yiyenlerin sayesinde gelmedik mi........ Ne dersiniz...........................08.04.09
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=