Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Karaadilli'li yaziyor 2
 




Ana sayfa Karaadilli'li yazıyor 1 Karaadilli'ye yazılanlar Karaadilli   Tarihi
      BAHAR ÖZLEMİ
Yine bir virane içindeyim bugün
Tren sesleri tırmalıyor kulağımı
Unutmuşum zevki,eğlenceyi
Sanki toprak çekiyor ayağımı

Çözemedim kalbimin esrarını
Karanlıkta bir örümcek yuvası
Koklayan,konuşan,bazen gülümseyen
Ben değilim,asırlık gar binası
 
Baharın kokusu bir tuhaf bana
Yaşayan ben değilim dört mevsimi
Ben değilim gençliğimi yaşayan
Haykırsam kendim duymam sesimi

                                                     "Asabi"
 
       SİTEMDİR
 
Sitemdir bu güya sana senden geçerek
Senden nasıl geçerim ki kendi kanım içerek
 
Bin ağrı bin sızı binlerce uykusuz gece
Birikip durdular başıma ciğerimi deşerek
 
Öyleyse yar nedir ettiğin bunca işkence
Gelmeyeceksen öldür beni ortadan biçerek
 
Mecnun mu ağlayan Ferhat mı desem bilmem ki
Daim duacıdırlar bana gözyaşı dökerek
 
Bir gün görmedi aynalar yüzümün güldüğünü
Duyarsın belki mesut olduğumu dünyadan göçerek
Gamzenle nasıl da kanatın dağ-ı hicranımı
Onca uşşakın içinden İsmail’i kurban seçerek
     16.11.1999          İSMAİL.KAYNAR                             
    BİR BİLSEN
 
Neler dökülür seninle her an dilimden
Anlamam ama tek sen akarsın kalemimden
 
Dağlar bile erir senin yağdığın gün
Kar olur düşersin sınırsız özlemimden
 
Sıcaklığın yakmaz o zaman damarlarımı
Sen fışkırırsın çünkü her damla demimden
 
Dudaklarım işte nasıl da titreyiverdiler
Sen döküldün diye biraz önce femimden
 
Gözyaşım toprağı sulasa ne çıkar
Sen ıslanmıyorsan bir parça nemimden
 
Saplanırsın bir hançer gibi ciğerlerime
Buz gibi kalbim çözülür belki kasemimden
 
Ahım çıkar bulutların üstüne her şafak
Güneşin gözü kamaşır yüreğimdeki şem’imden
 
Ve bir sultan çıkar tahtına göklerin
Alır intikamımı vicdansız Hürrem’imden
 
Hazan çöküverse ansızın baharımın üstüne
Ayıramaz yine de kimse beni çiğdemimden
                                                                         İSMAİL KAYNAR 1999
    
                   
 LA

‘Kalbin yanar mı?’ dedim sanki ‘la’ gibi baktın.
Benden gayri ağyara ‘bela’ gibi baktın.

İllete mazhar idim ben vücudundan evvel,
Sardın bütün yaramı Lokman’dan evla gibi   .........................................baktın .   

Ehlimden bile kıskandım bir parça nefesini,
Düşmanıma dost başıma bela gibi baktın.

Bakmaz gibi sanki bana bakar iken gözlerin.
Biri hep ellerde diğerinden şehla gibi baktın.

Lem’a lem’a fer eyledin gözümdeki akları.
Bir gamzeyle ışıldadı sanki cila gibi baktın.

Çıldırayım mı sence, yoksa yitireyim aklımı,
Ya da düşeyim çöllere bana Leyle gibi baktın.
      1999                           İSMAİL KAYNAR

                SİTEM
 
Maşuk,nereye gideyim senin elinden ben?
Gidiş kötü,gün kötü işimdesin her zaman.
Yuvamı yıkan sen,ocağımı söndüren sen,
Soğuk suya benzersin,aşımdasın her zaman...
 
Yuvasız kuşlar gibi döndüm kaldım ortada,
Anam-babam yok,yarim-yavrum yoktur sılada.
Fakirim,garibanım gözüm yoktur parada,
Bırakmazsın yakamı peşimdesin her zaman.
 
Öyle bir tos vurdun ki,kendime gelemedim,
Yaşadım mı,yaşamadım mı,hiç bilemedim.
Bıktım da hayatımdan,bir türlü ölemedim,
Sert darıdan beş beter,dişimdesin her zaman.
 
Tekerimin önüne daima taş koyarsın,
Ne bükmedik bel,ne eğmedik baş koyarsın.
Nerde zalim görsen Ahmed'ime eş koyarsın,
Yedi başlı dev gibi düşümdesin her zaman...

 
                                            "Asabi"

                   Mütevekkil

 Arif olanlar dinler ehl-i dilin sözünü
 Vefakâr ihmal etmez dünyada sözünü

Zulüm görünür mü’mine Rabden kat-ı ümid
Ayırmaz bir kez bab-ı rahmetten gözünü

 Ehl-i kibirdir sürükleyen yerde izarını
Mütevazi mesh eder toprakta yüzünü

 Teheccüde müteveccih nura gark olmaz
 Karanlığa boğar ehl-i dünya gündüzünü

 İsmail’dir bıçağın altında mütevekkil
Yoğurur zira tevbe-i nasuhla özünü
                                         
                                                    İsmail Kaynar

            AFYON
Gurbet elde çok özledim ilimi,
Mor beyaz çiçekli nazlı gülümü,
Ne olur kesmeyin gidem yolumu,
Hasreti içimde kordur Afyon’un.

İstasyon caddesi uzunca yoldur,
Uzun çarşısında kaymakçı boldur,
İkbal lokantasının yemeği baldır,
Kaymaklı kadayıfı serdir Afyon'un.
 
Yollarıyla ülkemizin merkezi,
Anıtları hayran eder herkesi,
Ne zaman baktımsa aktır tepesi,
Sultandağ'ları da kardır Afyon'un.

Hamamlarda abdest aldım arındım,
İmaret'te rahmetlere büründüm,
Kalesine çıkamadım erindim,
Ereni,evliyası pirdir Afyonun.

Çay'a vardım çağlayanda ıslandım,
Bolvadin’in kaymağıyla beslendim,
Bambul’umdan köroğluna seslendim,
Bellerini aşmak zordur Afyon'un.

Emirdağ'ı hasretimdir ezeli,
Kuyudan su çeker Türkmen güzeli,
Boynunda kehribar tesbih dizeli,
Güzelliğini görmeyen kördür Afyon'un.

İsçehisar’da,yoğrulmuş mermer hamuru,
Pek şifalı Sandıklı’nın çamuru,
Hüdai o bende diye bağırır,
Her yanı bir ilahi eserdir Afyon'un.

Sinada şehri de yerin altında,
Şuhut üstündedir karın altında,
Kumalar denilen dağın altında,
Fırında keşkeği vardır Afyon'un.
 
Alay alay otlatırlar kazları,
Kına havasında çalar sazları,
Elde orak Sincanlı'nın kızları,
Tarlada döktüğü terdir Afyon'un.
 
Hayranım Dinar’ın mert insanına,
Yiğitlik soyundan girmiş kanına,
İndim Bölüçalan’dan su çıkanına,
Menderes'e kolu birdir Afyon'un.

Doğuda set kurmuş Köroğlu beli,
Batıda Dazkırı Egenin gülü,
İhsaniye'min de gazlıdır gölü,
Kudretten suları sırdır Afyon'un.

BAHAR GELİR GÜREŞLERİ KURULUR,
KARAADİLLİ’DE DAVUL ZURNA VURULUR,
YENEN GÜLER YENİLEN DARILIR,
DOĞRUSU MEYDANI ERDİR AFYON'UN,
HER KÖŞESİ BİR CENNETTİR AFYON'UN.

 İlimin adına Afyon dediler
 Haşhaşından bu lakabı kodular
 Sütünü aldırmadı yasak ettiler
 Has adı KARAHİSARDIR Afyonun
                                                ALİ ALPER

                   BATIYA
Kırılgan bir ayna gibi kalbimde
Taşıdığım gülleri incittin gidişinle
Kulak ver sesime feryadımı dinle
‘Doğudan’ sana gelecek ışığı bekle
 
Günler kıpkızıl geceler kıyamet
Ayrılık büsbütün kızıl kıyamet
Gözün yollarda kopmadan kıyamet
‘Doğudan’ sana gelecek aşığı bekle
                1999 İSMAİL KAYNAR

 BABİL

Hayallerin sultanı geldi bu gece
‘Bu dünyada bir tek beni bil’ dedi
‘Damla damla her anıma bir hece
Gözyaşın, susuzluğuma sebil.’ dedi

‘Sendedir akşamların en ebrulisi
Benim masalların haşarı kül kedisi
Sen, çöllerin en delikanlı delisi
Ben gözleri kanlı Kabil…’ dedi.

Acaib-i Seba’dan çevirdi gözlerini
Değdirdi titreyen dizime dizlerini
Görüp de gönlümün çiçekli bahçelerini
‘İşte… İşte burası Babil.’ dedi.

                               İsmail Kaynar (2000)

             
     SEKİZ İNCİ

Sultansı sularım ummanın tahtındadır
Enginler çözülür ben bakınca yanarak
Nurdan bir heykel ruhumun tahtındadır

İnle tahtını kaplayan sulara bakarak
Leyla’nın kini dudağındaki ahındadır
El uzatsan parçalar seni de yakarak

Bende .tutuşan .gemiler .senin,İnebahtı’ndadır
Elimde meşaleyi asumana tutarak
Nihayetini aydınlattım gözlerim bahtındadır
  

Dün çözülüverdi ellerinde zamanın
Ülfet seyyalenin ipinden tutuyordu
Nefretle yıktım köprülerini ummanın

İçimde rüzgâr güllerimi avutuyordu
Leylaklar inletiyordu gönlünü cananın
Eskiye dair her şeyi can unutuyordu

Gemiler yelkenlerini kaldırdı hicranın
Üzüldük diye dün karanlığı yutuyordu
Nemli köşelerinde duydum ahını zindanın


Cünunun geldiği gecenin sabahı tandır
Ah yıldızları kopar gözlerinden her dem
Nefesin o zaman kehkeşanda destandır

İncitmemek gülleri bülbülde bir erdem
Laleler gülzarda gerçek fettandır
Eğlenir inledikçe bülbül dem be dem

Karşımda hasretin sanki bütün vatandır
Ağrıtan başımı baharımda bir çiğdem
Nakış diye gönlüme çizdiğim sultandır.

            1999    VAN
           İsmail Kaynar

 BENİMLE
 
Gün olur sevmeyi anlarsın,
Yar olur sevilmeyi tadarsın,
O zaman bir sevgi kazanırsın,
Gel benimle ey melek yüzlüm.
 
Eğer olurda beni ararsan,
Kalbin yanarda birini seversen,
Aşk aşk deyip sevgiyle yanarsan,
Sev beni ey şirin sözlüm.
 
Gözlerin ağlayıp yaşlar akarsa,
Rüzgarlar esip saçların dağılırsa,
Yalnız kalıp ellerin titrerse,
Sarıl bana ey sürme gözlüm.
Gel benimle ey melek yüzlüm.
 
    Necmettin ULUSOY. (1987)

GECELERİM
 
Uzun gecelerin,
Yalnız ve korkunç köşelerinde,
Masum masum,
Ellerim ceplerimde,
Kısalıyor gölgem,
Vefasız sokak lambalarının altında.
 
Kıvrım kıvrım,
Uzanan sigaramın dumanından,
Nereye gidiyor,
Manasızca yürüyen adımlarım,
Ayaklarıma takıldı,
Boynunu bükmüş papatya çiçeği,
Yavaş yavaş yalıyordu yüzümü,
Sabahın yar kokulu rüzgarı.
 
Ağı ağır arkama döndüm,
Yükseliyordu neşeyle,
Gecelerin sevgilisi,
Selam verdi bana gülümseyerek,
Bir suçlu gibi ezik, ağlıyor,
Ellerini açmış, seni bekliyor dedi.
 
   Necmettin ULUSOY. (1987)

              
    
        BİR GÜN

 Hani bir gün bana söz vermiştin,

Hani bir gün bana bir şeyler anlatacaktın,

Hani bir gün bana bir şey diyecektin,

Hani bir gün bana o yolu gösterecektin,

Hani bir gün bana o duyguyu anlatacaktın,

Hani bir gün bana o sözü söyleyecektin,

Hani bir gün bana yazacaktın,

Hani bir gün bana koşacaktın,

Hani bir gün bana gelecektin,

Hani bir gün bana ellerini uzatacaktın,

Hani bir gün bana içini dökecektin,

Hani bir gün bana her şeyi anlatacaktın,

Hani bir gün bana göz yaşlarını silecektin,

Hani ne oldu, kim çaldı, kim aldattı,

Hani bütün bunları bana söz vermiştin,

Şimdi başkasına dönmüş gibisin,

Ona anlatıp söylüyorsun,

Mazide kalan çiçeklerle oyalanıyorsun,

Aldandığını anlayıp hatıralarla geziyorsun,

Sen yanmışsın be ey …………………….! ,

 

               Necmettin ULUSOY.(25.10.1986)



        ARKADAŞIMA

 Zaman akarken sular misali,

Ömür geçerken mevsimler misali,

Aşıklar ağlarken mecnun misali,

Hayatı iyi tanı arkadaşım.

 

Özlemin tükenmez heves olsa da,

 Zevklerini ısıtan güneş olsa da,

Gözlerin volkan ateşi olsa da,

Hayatını iyice tanı arkadaşım.

 

İnanma gülerek bakan gözlere,

Kanma umut veren sözlere,

Sahte bir mutluluk dolan gözlere,

Yılandan zehirli sahte yüzlere,

Karanlık dolu yalan sözlere,

Çevreni iyi tanı can kardeşim,

Hayatı iyi tanı canım arkadaşım.

 

         Necmettin ULUSOY.(15.07.1988)


GÜNEŞ HAREKATI DESTANI
Bugün Şubat'ın yirmiikisi,
Genel Kurmay'ın internet sitesi,
Kara herakatının başlama gecesi,
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
     Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Yirmi dört yıldır sürdürdüler,
Beşikteki bebekleri öldürdüler,
Haritalarda ülkemi böldürdüler.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik
Gençliğin baharında otuzbin fidana,
Kıydılar şehit oldu bu vatana,
Gömdük toprağın kara bağrına,
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Analar gözü yaşlı ağlıyor,
Ağıtları yüreğimizi dağlıyor,
Kalan yetimler karaları bağlıyor.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik
                         .............
Dağlıca saldırısı ile ileri gittiler,
Esir asker oyununu sahne ettiler,
Erbil'deki çuval olayına benzettiler.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik
................................
Tüyünüz döküldü görüldü postlar,
Artık yerinden oynadı taşlar.
   Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
   Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Onları besleyip hamisi olanlar,
Barzani ve Talabani'den medet umanlar,
Jetler önce uçtu,çöktü dumanlar.
     Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
     Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Yeter Türk'ünde bir sabrı var,
Ordumuzun Yaşar Paşa'sı var,
Ama herşeyin bir hesabı var.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
İşimiz bitsin döneriz dedi.
Kökleri kazınmalı temelli dedi.
Dünyaya bir mesaj verilmeli
     Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
     Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Yazılan destanlara ektir bu,
Dahada yazacağız demektir bu,
Ayyıldız'a kan vertedir,bu.
     Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
İki metre kar,soğuk,tipi,
Görülmedi daha önce böylesi,
Karavana yerine ,elinde konservesi.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Haydi şimdi kaçacak delik bulun,
Ya ortaya çıkın yahut teslim olun,
İşte sonu çıktığınız yolun.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Devletimize bağlı kardeş kürtler,
Et ile tırnakolduğumuz mertler,
El ele verelim biter bu dertler.
    Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
Türkoğlu,Türk Turan'dan bu sözler,
Şırnak'taki asker oğlunu özler.
Özlem bitecek,gülecek yüzler.
     Güneş gibi doğdu Mehmetcik!
    Bölücü hainleri vurdu,Mehmetcik.
           27.02.2008-24 00 Turan ÖZCAN

   
BU OKUL BİTERMİ?
Herkesin dilinde bir söz,
Bu okul biter mi?Bitmez.
Okumanın özünde bir öz,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Saat beşte kitapları atarsak,
Sınavlarda derin derin yatarsak,
Kitap bize biz kitaba bakarsak,
Bu okul biter mi?Bitmez.

İmtihanlarda alırsak boş,
Sınıfta kalması değil tabi hoş,
Derslere gelirsek sarhoş,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Devamlı yapmaz isek ödevi,
Bilmez isek sorumluluğu,görevi
Hep beraber yapar isek grevi,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Sene sonunda kalırsak dersten,
Yanımıza gelinmez yastan,
Okumayı silersek baştan,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Her gece sinemaya gidersek,
Dersleri ağzımızda geversek,
Birde güzelbir kız seversek,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Atelyede çalışırken gezersek,
Güzel ağaçların diplerini kazarsak,
Ondokuz gün devamsızlık yaparsak,
Bu okul biter mi?Bitmez.

Turan ÖZCAN 1983
Senirkent

 

......................
 
Ana sayfa Karaadilli'li yazıyor 1 Karaadilli'ye yazılanlar Karaadilli   Tarihi

 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=