Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Karaadilli'li yaziyor 4
 

Karaadilli'li yaziyor  Karaadilli'li yaziyor 2 Karaadilli'li yaziyor 3
ONLAR BİZİM
Kadınlarımız.
Kim mi, onlar bizim kadınlarımız,
Onlar bizim canımız, hanım anamız,
Kıymetini bilip de bilemediğimiz,
Gönül gönüle verip de sevemediğimiz,
Başımız ağrıyınca dert yandığımız,
Gönlümüz hoş olunca aramadığımız,
El kızına yanıp da kandırdığımız,
Kim mi, işte bizim analarımız, 
Kim mi, onlar bizim kadınlarımız.
Belki sormadan karnında taşıyan,
Kanıyla, canıyla hayatımızı aşılayan,
Doğunca hayat onun için başlayan,
Çocuksu hareketime sevgi bağlayan,
Gülünce gülen, ağlayınca ağlayan,
Kim mi, işte kadın anamız. 
Dün hep birlikte oynayıp güldüğümüz, 
Düğününde arkasından ağladığımız,
Bu gün kendi yuvasına gönderdiğimiz,
Dert ile sevdiklerimizi paylaştığımız,
Kayıplarımızda onları aradığımız,
Kim mi, işte kadın bacımız.
Kim mi, onlar bizim kadınlarımız, 
Sıkıntı ve derdimizi anlattığımız,
Can ile hayatımızı paylaştığımız,
Bir ömür boyu onunla anlaştığımız,
Mutlu günlerimizde seviştiğimiz,
Acı tatlı günlerde hep birleştiğimiz,
Kim mi, işte avradımız, sevdiğimiz.
Güzelliği ile başlar döndüren,
Sevgisine şiirler yazdıran,
Gözleriyle her yiğidi yakan,
Nameler ile destanlar hazırlatan,
Uğruna devletler kurup yıktıran,
Aşklarıyla dağları deldiren,
Kavuşmak için çölleri aştıran,
Uğruna dünyayı dolaştıran,
Kim mi, işte aşkımız, sevdiğimiz.
İnce belli, tatlı dilli, güler yüzlü olan,
Her dilde mübarek elleri bulunan,
Avradımız, yarimiz, sevgilimiz olan,
Baş üstünde taç gibi anam bulunan,
Yanlışımda, hatamda karşımda duran,
Kim mi, işte onlar kadınlarımız,
Bizim can kadınlarımız, 
Gerektiğinde dağa kaldırdığımız,
Sevgisi uğruna hapis yattığımız,
Tarla ile samanda kullandığımız,
Başkası uğruna hemen sildiğimiz,  
Kim mi, işte kadınlarımız,
Ve o kadınlarımız,
Oynak ve ağır kalçaları bulunan,
Dili ile ellerinde keskin zilleri olan,
Sevecen bakışlarıyla hemen yakan,
Gülüşüyle miski amber koku salan,
Kim mi, işte kadınlarımız,
Ve o kadınlarımız,
Dokuz mahalleyi birbirine katan,
Yanlışı olduğu zaman hemen satan,
Yalanlarıyla kardeşi kardeşe katan,
Bakışıyla ana ile babayı unutturan,
Kim mi, işte onlar bizim kadınlarımız,
Kimse kızıp da darılmasın bana,
Sözlerimin hepsi de değildir sana,
Hep bir değiliz gelinmez yan yana,
Herkes sevgi ile baksa sana bana,
Her söylenen lafa bakıp da kanma,
Kim mi, işte o bizim kadınlarımız,
Aileleri için canlarını paralayan,
Akraba deyince evlerini sallayan,
Vatanı için sen ile beni kollayan,
Savaş da olsa özünü unutmayan,
Çocuğu yerine mermiyi saklayan,
Sevgiyle bağlanıp ters bakmayan,
Bizim anamız, bizim bacımız,
Ve onlar bizim kadınlarımız,
Vazgeçip de unutamadıklarımız,
Can yoldaşlarımız, sevdiklerimiz,
Sıkılınca hep onlara kızdığımız,
Dert yoldaşı, komşularımız,
Belki daralınca onu dövdüğümüz,
Bizim eşlerimiz, arkadaşlarımız,
Kim mi, kadınlarımız,
Ve İşte onlar bizim.  
 
          Necmettin  ULUSOY                   
                         NİSAN 2009
O GÜNLER
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri,
Kalın tellerden çemberler yapar,
Bostan kabağından tokurdak oyar,
Günaşık saplarından kollarını takar,
Tozlu topraklı yollarda koşardık ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri,
Günaşık başlarını çırpar yuvarlardık,
Kafa üstüne kellesini şapka yapardık,
Mısır püsküllerini bıyık diye takardık,
Değnekleri at eder beraber binerdik ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri,
Ağzımız musluğa dayanır su içilirdi,
Kızların oyuncağı çapıt ile bezdendi,
Oğlanların elindeki silahlar tahtadandı,
Köşedeki duvarları kömürle yazardık ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Ağaçlara tırmanarak zerdali çalardık,
Ellerimizde sapanlar kuşları avlardık,
Camlar kırılınca damalara saklanırdık, 
Çelengin altından köşeye kaçardık ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Komşuda pişen tasla bize de gelirdi,
Ninemin adı kız kardeşime düşerdi,
Benimde değişmeden dedeminkiydi,
Konmayınca dünürleri de küserdi ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Avlu ile sokaklar soğuk ve karanlıktı,
Turşu bulgur birde salça elle yapılırdı,
Karpuz ile kavun çukurlarda soğurdu,
Ahır samanlık kandille aydınlanırdı ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Kışın dam kakılır kardan adam yapılırdı,
Evin her odasında tezek sobası yakılırdı,
Geceleri mısır patlar masallar anlatılırdı,
Kahvaltımız aş ile tarhana çorbasıydı ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Evlere taştan merdivenlerle çıkılırdı,
Kendi yaptığı badanası ak topraktı,
Muşambası ile yastıkları hasırlardı,
Buzdolapları desti ile yatıklarıydı ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Radyodan türkü ile ajanslar dinlenir,
Defterlerin yaprak kenarları süslenir,
Hasta kuzu ile buzağı evde beslenir,
Bir de mahallelerin bekçileri vardı ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri, 
Domates ile karpuzu yazın görürdük,
Odalarımızı ot morca ile süpürürdük,
Nerde kürk ile mont kışları üşürdük,
Bir de damları yuvarken ıslanırdık ya. 
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri,
Ağamın çeketi kısalmış bana düşerdi,
Kahve yok çay misafir gelince pişerdi,
Çocuklar okulunu kendisi bulur giderdi,
Büyüğünün yanında çocuk sevilmezdi ya.
 
Hani, hatırlar mısın bilmem o günleri,
Cebi simi birde kart yoktu, hep umutluydu,
Hayatının arkası yarındı, düşünüde kurdu,
İcra ile gelecek korkusu yok, ne gururdu,
Evde un bulgur çoktu ailesiyle mutluydu,
Can kandaşların yokken gönlün kırıktı ya,
 
İşte şimdi, karma karışık bu günlerde,
Günü güne karışmış ayıramaz yarınlarını,
Hayatlar tek kişilik, hepsi yoğun ve bitkin, 
Perdeler kapanıyor herkes tek başına,
Sonrada anlatıyor, kaldılar bir başlarına,
Gidiyor yandaş aşkına, belki boş şansına
Gör, dinle ve anla her şey yalnız başına.
 
          Necmettin ULUSOY
                     Mart 2009.
RUHUMDA YÖRÜKLÜK VAR

Özgür olmak benliğimde,
Ruhumda yörüklük var,
Kişiliğimde ve kimliğimde,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Türk'e özgü karakterde,
Bozkır kültürü adetlerde,
Kopuzun çalan sesinde,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Bozkurt onlara yol açar,
Ergenekon'a koşar atlar,
At üstünde cirit oynarlar,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Dede Korkut'un dizelerinde,
Ozanların ibredli sözlerinde,
Ak sakallıların nasihatlerinde,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Orta Asyadan atlar yürüsün,
İslam ile kaynamış kültürsün,
Bağımsız ve üstelik hürsün,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Ahmet Yesevi'nin ocağında,
Hacı Bektaş'ın dergahında,
Yunus Emre'nin azığında,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Edebali'den şu nasihatler,
Osmancık'a verilen öğütler,
Edep ve haya çarpan kalpler,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Fatih'in gemiler çektiren aklında,
Yavuz'un bindiği beyaz atında,
Kanuni'nin çalan mehteranında,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Mustafa Kemal'in karekterinde,
Mehmetçiklerin süngüsünde,
Aşık Veysel'in dizelerinde,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Yörük Ali'nin kızanlarında,
Şahin Bey'in kahramanlığında,
Kara Fatma'nın fedakarlığında,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Mehmet Akif'in marşındaki,
Neşet Usta'nın bozlağındaki,
Yaşar İlkbahar'ın ağıdındaki,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Şu bindallı ve çarıklarda,
Zeybeklerde ve oyunlarda,
Dört nala bindiğim atlarda,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Hayvan ve ağaç sevgisi,
Ağacın dibinde alır abdesi,
Yirmi dört ayar hepisi,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Güzel kız danış anana,
Turan'da sabır yok dayana,
Atla kaçalım dağlara,
Ruhumda yörüklük var,
.^.^.^.^.^.^.^.
Turan ÖZCAN/AFYONKARAHİSAR-1983
HANIM HASTA

Bu eve geldi geleli,
Hastalık hastası oldu hanım,
Kendimi bildim bileli,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
On sekiz yaşında evlendik,
Uykuları kaçtıda geceledik,
Mutlu bir gün görmedik,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
İlkin romatizmadan başaladı,
Diş ve baş ağrısına yakalandı,
Başını tülbentle bağladı,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Öksürmeye başladı aniden ,
Öksürerek geçti kendinden,
Çarpıldı çayın deminden,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
İçtiği zivt gibi çaylar,
Biraz açık iç desen kızar,
Aniden kafasına takar,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Kalp ,mide dahaları var,
Böbreğinde taşları var,
Hazır göz yaşları var,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Ağzında hiç diş kalmadı,
Kalp çarpıntıları başladı,
Aradı derman bulamadı,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Kalp grafikleri olumlu,
Son günlerde çok uyumlu,
Beni tutar her şeyden sorumlu,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Sinir vücüdunu kaplamış ,
Eklemlerini ağrı sarmış,
Damarlarında kan kalmamış,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Vurulmadık iğne koymadı,
Atmadık hap kalmadı,
Yinede şifa bulamadı,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
İrsi olduğundan uslanmadı,
Alanda ve açıkta kalmadı,
Eskiler gibi Orak yolmadı,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Kafasına takar uyku tutmaz,
Kazdaklar yatağa yatmaz,
İnatlaştımı gripin atmaz,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Sonunda okuma hastası oldu,
Okudukca sinirleri bozuldu,
Kitapları yerlere sovurdu,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Kıskançlık hastalığına yakalandı,
Sarı kız diye diye sayıkladı,
Düşünerek ince hastalık aldı,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
Hep dedi sen hasta ettin,
Şu soluğumu sen kestin,
Turan sağlam kaldın kendin,
Hastalık hastası oldu hanım,
===<o>===
10/02/2008-AFYONKARAHİSAR
NOT:DOKTOR HANIM BEN HANIMIN HASTALIĞININ ŞİİRİNİ YAZDIM SİZDE REÇETESİNİ YAZIP TEDAVİ EDİNİZ.LÜTFEN

NİYET   M  E K T U B U                                                           

            ( SEN VE BEN )

Ben ve Sen,
Her şeyi yapabilen iki insan,
Yok aslında birbirlerinden farkı,
Ama var olan şeylerin başlangıçları,
Sevgi ile birbirlerine bağlanmanın,
Kıskançlıkla kendileriyle savaşmanın,
Aslında her şeyin kaynağı olmanın,
Ana sebepleriydi yaşam yollarının,
Ben, arka yüzüm olan sen,
Sen, gerçeğin olan ben,
Hep o benle başlayıp,
Ben veya sen diye bitenlerdi,
Ben ve Sen,
Ben, sizlersiz hiç yapamam dedim,
Siz, gülerek günü kurtarayım dediniz,
Ben, sizleri çok seviyorum dedim,
Siz, günlük hesaplar yapıyoruz dediniz,
Ben, yinede çok seviyorum dedim,
Siz, başkaları var dediniz,
Ben, seni ve sizi seviyorum dedim,
Siz, olmaz deyip ille de onlar dediniz,
Ben, seni ve sizleri özledim dedim,
Siz bilmeyiz, biz onu tatmadık dediniz,
Ben, ölümüne sevgi beslerim dedim,
Biz görmedik, belinden keseriz dediniz,
Ben, hep ümitlenerek umutluyum dedim,
Sen, boş işler karın doyurmaz dedin,
Ben, sana koştum acaba diyerek,
Sen, yakıştıramadın yol değişir dedin,
Ben, her şeyim ile kucak açarım dedim,
Sen, karnım almaz kolları kırarım dedin,
Ben, her neyse cansın canımsın dedim,
Sen, kalabalıklar diyerek onları seçtin,
Ben, keşke deyip karşılık koymadım,
Sen, belkilere kanıp acaba dedin,
Ben, beceremedim yalanlarla savaştım,
Sen, hiç olmaz deyip ondan vazgeçemedin,
Ben, benim özüm de bu sözüm de bu dedim,
Sen, sen yoktun ki sen yinede yoksun dedin,
Ben, candık yine can kardeş olalım dedim,
Sen, sen uzaklardasın hiç olmaz ki dedin,
Ben, can ile gönlümüz bir yetmez mi dedim,
Sen, sen bilmezsin onlar laf gerisi boş dedin,
Ben, biz olup sırt sırta dayanalım dedim,
Sen, kendinden kaçıp ayıp olur dedin,
Ben, unutup koşarak yanınıza geldim,
Sen, duvarları örüp üstüne oturdum dedin,
Ben, duvarları yıkıp sağlam yaparız dedim,
Sen, yürüdüğüm yoldan vazgeçmem dedin,
Ben, yinede değiştirebiliriz dedim,
Sen, kendimle barışamıyorum dedin,
Ben, belki deyip senin için ayırdım dedim,
Sen ise, yinede hep onları tercih ettin,
Ben, ne olursa kanımdan olsun dedim,
Sen, değişmez deyip benden hep uzaklaştın,
Ben, her şeyinle yanıma gel dedim,
Sen, olmaz hep benden alırsın dedin,
Ben, istediğin gibi sana geleyim dedim,
Sen, bu hiç olmaz kaybederim dedin,
Ben, sen daha iyisini bilirsin dedim,
Sen ise, senin bildiğin gibi değil dedin,
Ben, bir şey istemedim, istemem dedim,
Sen, zaten verecek olan kim dedin,
Ben, yinede istediğin gibi olsun dedim,
Sen, sonra karnıma sığmaz dedin,
Ben, siz beni hiç tanımamışsınız dedim,  
Sen, yinede sen hiç bilmezsin dedin,
Ben, sen ile sevgi ve saygısız olmaz dedim,
Ben, yalanlar ve çalmalarla hiç olmaz dedim,
Ben, geleceksiz hayallerle gülünmez dedim,
Ben, poh pohlayan el ile yürünmez dedim,
Sen ise, onlar karın doyurmaz, işine bak dedin,
Ben, ve ben ne dedim, neler demedim ki,
Ben, beni bırakın gideyim engel olmam dedim,
Ama sen, sen sonra ele ben ne derim dedin,
Sen, konuşmamla yaptığım farklıdır dedin,
Sen, ve sen günü birlik kendini korudun,
Sen, ve sen dünleri ne çabuk unuttun,
Ben ve sen, aslında sen ile bir olan ben,
Aynı kandan, aynı ağaçtan olan ben ve  sen,
Aynı amaca koşan sen ile ben,
Gerçek niyetleri hiç sevmeyen
.

Necmettin ULUSOY   20.EKİM 2009

 SENİ HATIRLARIM

 

Ne zaman hüzünlü bir şarkı dinlesem,

Uyuyan kalbimi uyandırıp kahreden,

Seni ama hep seni hatırlıyorum,

Ne zaman bir mektup alıp okusam,

Pembe zarfın içinde beyaz yapraktan,

Zarfın sol üstünde hep seni ararım,

Ne zaman sevgi anlatan bir şiir dinlesem,

Unutulmayıp hatırlanan aşkları anlatan,

Mısraların arasında hep seni ararım,

Ne zaman el ele gezen bir çift görsem,

Neşe içerisinde kahkahalar patlatan,

Çevreme bakınarak o günlerimizi ararım,

Ne zaman parkta oturan birini görsem,

Gözleri dalmış uzaklarda onu arayan,

Kalbimizin olduğu o ağacı hatırlıyorum,

Ne zaman sakin mavi deniz görsem,

Yumuşak ve masumca bakınan,

Hep o senin gözlerini hatırlıyorum,

Ne zaman elinde gül birini görsem,

Ellerini saklayıp gözlerini kaçıran,

Hep o ilk günümüzü hatırlıyorum,

Ne zaman beyaz boyalı evi görsem,

Bahçesi çiçekli kapısı mavi boyalı olan,

Hep kurduğumuz o hayalleri hatırlıyorum,

Ne zaman pencerede birini görsem,

Elinde çay ile ağzında sigarası olan,

Hep seni, hep kendimi hatırlıyorum,

Ne zaman mendil sallayan birini görsem,

Gözü yaşlı, eli titreyip gönlü kırılmış olan,

Arkana bakmadan hep o gidişini hatırlarım,

Ne zaman bir araba dursa kapının önünde,

Ne zaman biri geçse sokağın  kaldırımlarında,

Birde sevinçle seslenip zili çalarsa gelip inen,

Kapı açılınca karşımda seni ararım hep seni,

Ama seni, yinede hep seni hatırlarım.

 

      Necmettin ULUSOY 15 ARALIK 2009.

BENİ DÜŞÜN

 
Sen, sen yalnızken,
Sadece beni an, ben düşün,
Sevgimi ararsan benden için,
Sevenim yok diye ağlarsa için,
Sevilmiyor diye sızlarsa kalbin,
Yalnız beni düşün beni an,
 
Sen yalnızken,
Birine yaslanmak isterse başın,
Dertleşmek isterse gözün kaşın,
Okşanmak istiyorsa yanağın saçın,
Umutsuzluğa kapılırsa hevesin,
Sonsuzluğa açarsa avuçların,
Sen, yalnız beni düşün, beni an,
 
Sen yalnızken,
Sarılmak için can atarsa tenin,
Sat anasına bütün olacakların,
Tutacak bir dost ararsa ellerin,
Sarılacak birini ararsa kolların,
Yalnız beni düşün,
Ve yalnız beni an,
 
Sen yalnızken,
Hayallerindeki zaman geçmiyorsa,
Gözlerindeki saatler durmuşsa,
Odan sessiz yatağın bomboşsa,
Aklına hep o çılgınlık geliyorsa,
Sen Yalnızken,
Yalnız beni düşün,
Ve sen yalnız beni an,

 
                   Necmettin ULUSOY
                             Ocak 1986. 
 

FAL
Hiç inanmadın ki ona,
Sende olmayan onu,
Arayıp bulmak için,
Kehanetleri okur,
Boş laflara hemen kanardın,
Hayallere dalar,
Yıldızlara bakar okurdun ya,
Burçları sıralar,
Kendince sevenleri arardın ya,
Hani derdin eskiden,
Buldun mu sokak lambalarını,
Sordun mu bir bir,
Unutmadan bir de,
Baktın mı sevgilim,
Papatya falına,
Saydın mı acaba,
Seviyor sevmiyor diye,
Fallar yalan söylese de,
Seni seviyorum ben hala,
Bir gün biterse içtiğin kahve,
Bir de fincan falına bak istersen,
Orada da görürsün inan,
Seni bekleye birinin olduğunu,
Bel ki unutmuşsundur,
Bakla falına da bak istersen,
Onu da dene bir daha dene,
Görür anlatır sana falcı,
Seni ne çok sevdiğimi,
Kader deme gidiyorsan,
Adresini kaybettim deme,
Sakın ha, kendini zorlama, 
Mektup yazmak istemiyorsan,
Bir fal daha açtır,
Düğünün olmadan,
Belki hatırlarsın,
Seni bekleye birinin olduğunu, 
 
            Necmettin ULUSOY
                    Mayıs 1985. 

 
Karaadilli'li yaziyor  Karaadilli'li yaziyor 2 Karaadilli'li yaziyor 3
 



 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=