Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Kuyular
 

 

Yeryüzünün Kulakları KUYULAR
 
          Tarih süreci içerisinde yaşam mücadelesi veren insanoğlu, deneyimleri sonucunda çeşitli tecrübeler kazanmıştır. Bu tecrübelerine her faaliyetlerinde yeni bir katkı sağlamıştır. Yaşadığı süre içerisinde zamanın bir cilvesi olarak yerleşik düzene geçmek zorunda kalmıştır. Yerleşik düzene geçmeden önce gezdiği ve kısa sürelerle konakladığı yerlere dikat etmiş ve mahallin tüm özelliklerini bellemiştir. Dolayısıyla çağa ayak uydurmak için sabit yaşam felsefesini kabullenerek, gerek ailevi ve gerekse sülalesiyle (obası-aşireti) belirli bir bölgeyi dikkate alarak yerleşmiştir. Ama örf ve adetleri ile gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermemeiştir. İşlem ve faaliyetleri olarak çağa ayak uydurmuş fakat benliği ve özünden asla taviz vermemiştir.
Zamanla kazandığı deneyim ve tecrübesini ıspatlarcasına yerleştiği
bölgelere gerekli itina ve özeni göstermiştir. Bu tür yerler kendileri ile hayvanlarının yaşamsal faaliyet gerekleri, can ve mal güvenliği, hava şartları ile doğal afetlere karşı, ulaşım ve diğer etkenler için uygun yer olmalıydı. Bu kapsamda en büyük etken su kaynakları veya su temin imkanlarına öncelik vemiştir. Yeryüzünde kısmende olsa kendi kontrolünde su ve su kaynağı olmadan hayatda kalamayacağını, hiç bir faaliyetini yürütemeyeceğini iyi biliyordu.
              Geçmiş dönemler ile yaşamlarını iyi analiz yaptığımızda, konakladıkları yerlerde genelde su kuyularını görmekteyiz. Azda olsa küçük kaynak noktalarıda dikkat çekmektedir. Kendi ovamızı veya ovamızda bulunan ana noktalara dikkae ettiğimizde bir su kuyusu önümüze çıkar. Demekki kuyular dönemin önemli bir geçim ve hayat kaynağı olduğu aşikardır.
               Kasbamıza (köyümüze) dikkat edelim. Mevcut yerleşim yerine inmeden önce Yukarı köyde konaklamışlar. Burası çevreye göre hakim yer, gizleme ve koruma sağlayan, her yöne ulaşım imkanı olan ve en önemlisi su imkanı boldu. Hatırlanırsa düne kadar gölet vardı. Yaz ve kış hiç kurumazdı. Aynı zamanda birkaç yerde su kuyusu bulunmaktadır. Belki gölet yetmedi ve bu su kuyularınıda açmışlardır.
Şöyle 40-45 yıl kadar geriye gidersek köyümüzün yerleşim yerini şu şekilde belirleyebiliriz. Bu zamana göre ana hatlarıyla küçük ve büyük inin bulunduğu tepe ile kızılkaya (Kayaaltı) tepesi arasında, yukarı köyün oluşturduğu tepeciklerin önünde, şu anda köyün ortasından geçen asfalt yolun güneyinde kurulmuştur. Köyün yukarı kısımlarını düşünürsek bazı ana noktalarda kuyuların olduğunu görürüz. Ayrıca kama dedenini evinin doğu ve batısında bulunan dere yatağı ile, tepe küllüğünün yine doğu ve batı kısımlarında bulunan dere yataklarında küçük su kaynaklarından oluşan çeşmeler (çiçir pınarı) bulunmaktadır. Bu mevkiler ile bunların aynı hiza, yer ve yataklarında bildiğim kadarıyla 13-15 kadar su kuyusu mevcuttu. Bazıları hala durmakta, bazılarıda zamanla toprak ve çöp ile doldu veya dolduruldu.
        
Kuyular açılırken hem su kaynağının yeri hemde merkezi bir yer seçilmiştir. Tüm halkın ve hayvanların yararlanması sağlanmıştır. Ağızlarına süslü ve bileziğe benzer ağız bölgesini düzenleyen taş kemerler yapılmıştır. İçi taşlarla genişten dara doğru yukarı çıkılarak örülmüştür. Örülen taşlar ağzındaki kemerlerle bağlantılı tamamlanmıştır. Hemen yakınına da taştan oyulma hatıl veya ocaklar yapılmıştır. Uzun bir ipin ucuna bağlanan kovalarla kuyudan su çekilir, hatıl ve ocaklar doldurularak hayvanlar sulanırdı. Diğer taraftan evlerden getirilen temiz su kovaları da doldurulup evlere götürülürdü. Evlerde şebeke suyu yok iken teneke kova, bakır ve alüminyum cins güğüm ve bakırlar, ağaç yatık ve kovalar doldurulup elle taşınırdı. Su ihtiyaçları böyle karşılanırdı. Su kuyularını işin ehli olan ve belirli kişiler yapardı. Zaman zaman içine inilerek temizlenirdi. Her kişi inerek yapmazdı ve yapamazdı. Bazı kuyular kişi veya sülale adıyla anılırdı. Çünkü o kuyuyu onlar açtırmış ve halkın hizmetine sunmuşlardır.
Sonraları yine tahminen 40-45 yıl kadar öncesi, sanki bu kuyuların paraleline büyük çeşmeler yapılmıştır. Bazı çeşmeler hariç kuyuların eş yerlerine yapılmıştır. Bazıları dediğimiz ise köyün alt kısımlarındaki çeşmelerdir. Bunlar şu anki lisenin, karakolun, parkın olduğu yerdekiler ile büyük cami yanı ve eski hamam yanındaki koca pınar dediğimiz çeşmelerdir. Tüm çeşmelerin uzun ve geniş üçer beşer büyük su hatılları vardı. Çeşmelerden akan sular bu hatılları dolduru ve fazlası sokağa akardı. Bu çeşmelrin durum ve rakımına göre ev bahçelerinin sulanması için küçük ve uzun topraktan su arkları vardı. Komşular arasında belirli bir sıra ve düzen içerisinde bu sularla bahçeler sulanırdı. Gün aşırı veya belirli zamanlarda belediye zabıtaları dolaşarak çeşme ve hatıl başlarında veya kenarlarında çamaşır yıkayan kadınlara ceza kesilirdi.
Tarihe meydan okuyan, karaadillinin yaşanmış ve unutulmaya yüz tutmuş geçmişinden hatıralar sergileyen, bize inat yıkılmayarak ayakta duracağım diyen, bir abide misali hala ayakta kalabilen, gençlerin buluşma noktası tek koca çeşme ile birkaç su kuyusu paşa mehmedi dedmin evinin yakın çevresinde, kasabamız zafer ile çağlayan mahallesi ortak üst kısmında boy göstererek orta yaş üzeri hemşerilerime şahitlik edercesine yaşam mücadelesi veren tarihimiz değil mi onlar.
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=