Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Karaadilli'li yaziyor 3
 

     
GÖZLERİN
 
Senin gözlerin sonsuz ufuklar,
Senin gözlerin engin denizler,
Senin gözlerin uçsuz martılar,
Senin gözlerin öyle derinki,
Gözlerin susuyor duvarlar misali,
Gözlerin sessiz ve dilsiz,
Hiç göstermiyor kalbindekini,
Gözlerin öyle esrarlı ki,
Korkutuyor umutla gelenleri,
Oysa,
Benim gözlerim konuşuyor,
Senin için haykırıyor,
Hem ağlıyor, hem gülüyor,
Senin için şiirler söylüyor,
Ama hep senin için,
Ama doğru be güzelim,
Benim gözlerim güzel değil ki.
 
         Necmettin ULUSOY. (1988)

       KÖYLÜME
 
Yeni gün başlıyor karanlığın arkasından,
Hayat akıyor karanlığın peşinden,
Tan yeri yeni ağarıyor gecenin koynundan,
Kuşlar şakıyor horozlar ötüyor damdan,
Ayşe ninem geliyor inekleri sağmış ahırdan,
Mehmet ağa gidiyor tarlaya öküzlerin,peşinden,
Canım feda benim güzel köylüme,
 
Köyümün güzelleri giyinmiş çiçekler içinde,
Dolanır gözleri parlar umudun peşinde,
Bazen gözlerimi alamam gözlerinden,
Bazen kendimi kaybederim güzelliğinden,
Güzeldir, mutlu ve umutlu kendinden,
Her yerde kendini gösterir sevgisinden,
Canım feda benim umutlu köylüme,
                                                                      
Güneş tepesinde çalışıyor gönlüyle,
Yorulmak usanmak bilmez terbiyesiyle,   
Her gün her yerde olur kendi hevesiyle,
Alın teri göz nuru der hep el emeğine,
Didinir hak eder her gün emeğini haliyle, 
Çalmadı hak yemedi hile bilmedi vaktiyle, 
Canım feda benim çalışkan köylüme,
 
Alnı açık gözü tok bakmaz başkasına,  
Bakmaz başkasının malına namusuna,
Kendi yapar koyar azığını torbasına,
Aramaz muhtaç değildir başkasına,
Memleketimin güzel saf köylü kızına,
Nede uyar yakışır camadana,
Canım feda benim fedakar köylüme,
 
Güneş eğilmiş gidiyor ufuklara,
Dizilip sıralanmış herkes yollara,
Dikilmiş toz duman geliyor Hasan ağa,
Ninem koymuş akşam yemeğini ocağa,
Bacılar su getiriyor ellerinde maşrafa,
Yine güneş batıyor gecenin koynuna,
Canım feda benim cefakar köylüme,
 
Necmettin ULUSOY (1992-2008)       

        
 
 
 
 
 
          

    BULUNMAZ

 
Bu dünyada senin gibi bir güzel,
Bulunmaz hey kara gözlüm, bulunmaz.
Aşık olan aşka düşmüştür ezel,
Bilinmez hey kara gözlüm, bilinmez.
 
Kemlik yapma gitmez hakkın hoşuna,
Uyanırsan ömrün geçmiş boşuna,
Sevda çeken insanların başına,
Gülünmez hey kara gözlüm, gülünmez.
 
Emsalin bulunmaz cihan içinde,
Yusuf gibi koyma zindan içine,
Sevgi bir bütündür insan içinde,
Bölünmez hey kara gözlüm, bölünmez.
 
Ruhuma yazıldı lezzetin tadın,
Mevlam versin dileğin muradın,
Gönül defterimde yazılı adın,
Silinmez ey kara gözlüm, silinmez.
 
Ulusoy der ki bitmez sözün dehası,
Keman yayı gibi kirpiğinin sazı,
Dünya değer kaşların pahası,
Alınmaz hey kara gözlüm, Alınmaz. 
 
  Necmettin ULUSOY ( 1989 )  
     KÜÇÜK SEVGİLİM
 
Umudum..,
Satır satır yazıp,
Sayfa sayfa okuyorum seni,
Kalemimin ucunda,
Satırımın başında,
Seni göreceğim ömrümce.
Damla damla akan,
Billur göz yaşlarını,
Yudum yudum silip,
İçeceğim kanasıya,
Islatmasın kirpiklerini.
Koklayacağım tel tel,
Okşayacağım deste deste,
Rüzgarlardan kıskanacağım,
Tutturmayacağım tokalara,
O siyah saçlarını,
Kendimden geçinceye kadar.
Duygularımı saklayacağım senden,
Umutlarımız buluşuncaya,
Ta ki sen gel deyinceye kadar,
Benim küçük sevgilim.
 
                Necmettin ULUSOY. (1991)


           
         
 ISLAK GÖZLERİN

 
Önceleri dağ gibi gezip dururken,
Şah-ı cihan gibi şen otururken,
Başına nur-u güneş vururken,
Bilmem neden birden,
Neden şimdi ıslak gözlerin.
 
Sen bir çeliktin tunçtan demirdin,
Yalnız ilahlar önünde erirdin,
Mutluluktan her zaman sevinirdin,
Her meclise gülen gözlerle gelirdin,
Neden şimdi birden ıslak gözlerin.
 
Hep güler severdin kaygısız,
Gezinir dururdun sorgusuz,
Görenler sanırdı seni tasasız,
Geçmezdi dakikan hiç kahkahasız,
Neden şimdi birden ıslak gözlerin.  
 
 Necmettin ULUSOY( 1990 )

Tarih tozlu sayfalardan çıkıp anlatsa,                        
Gerçekleri haykırarak açıklayıp yazsa,                      
Yurtsuz olduklarını herkese haykırsa,                       
Yüzyıllar anlaşmaları inkar ile savarsa,                   
Gün olur ki namlular sana bakarsa,                           
Nasıl vurdunuz savunmasız çocuklara,                    
Nasıl kıydınız kundaktaki bebelere.                          

 

Önceki gün aldatıp satın aldınız,                                
Kardeşi kardeşin üzerine saldınız,                            
Dağdan gelip bağdakini savdınız,                              
Yalan dolanla evlerini çaldınız,                                   
Sonra vatan bizim deyip ayaklandınız,                       
Nasıl vurdunuz masum canlara,                                 
Nasıl kıydınız camideki inananlara.                            

 

Giden gittiğiyle kalıp gittiği gün bittik,                         
Umutsuzca günleri unutup seni sevdik,                    
Ekmeğim ile aşımı komşumuza verdik,                      
Amaç da aynı kubbede ayrı ayrı inandık,                   
Dünü unutup hep böyle olur sandık,                           
Nasıl kıydınız yaratan rabbimin kullarına.                   

 

Senin hep uzak ile yakındır desteğin,                         
Benim yan ile arkamdır sessiz kösteğim,                     
Hani eşitlik ile orantılı güçle dengeliğim,                     
Yok silahım tankım ondandır ürkekliğim,                   
Çevrem kapalı dilimdendir çekingenliğim,                   
Nasıl kıydınız insani yardım hamilerine.                       

 

Para saray güç korku fobisinden kurtulsak,             
Sözümüze inanıp arkasından caymasak,                   
Yalan da olsa bazen kendimizi savunsak,                    
Bir kere aslımız ile öz benliğimize dönsek,                
Irkdaş olarak hep birlikte dik durup kükresek,             
Nasıl vurdunuz müminlerin torunlarına,                    
Nasıl kıydınız mescidi aksa diyarlarına.                     

 

Sözde barbar Müslüman ile Türklerdi,                         
Tarihe bakarsak kimler kimi keserdi,                            
Gölgeden korkanların gözleri belerdi,                          
Göstermelik bir birlerini severlerdi,                               
Ne zaman sözleri bir birini tutardı,                                
Nasıl kıydınız Atalarımızın mirasına.                         

    

Canlı cansız her varlık iyi bellemiştir,                            
Sanma İnkarcıları boş yere sallamıştır,                     
Gün olup harman olmuş dönüp gelmiştir,                      
Dört kitabı da aynı rabbimiz göndermiştir,                    
Nice kavimler sen gibi yok olup batmıştır,                     
Sıkışınca zorda kalan eşini satmıştır,                            
Nasıl kıydınız kutsal diyar topraklarına.



Dün kovuldukları toprak ile yer vatansa,
Yaptıkları geçen gün kendilerindeydi bilinse,
Açılan el ve kucaklar hatırlanıp bulunsa,
 Haksızlıklara kendini savunma denirse,
Yapılanlara hep tek yanlı ve taraflı bakılırsa,
Her gün bir birlerinin açığı desteklenirse,
 Nasıl kıydınız ambulanstaki hastalara.


Daha dün insanlık dersi veriyordunuz,
Medeniyet deyip herkese haykırıyordunuz,
Demokratikleşme diyerek bağırıyordunuz,
Kendi sözlerinizi ellerinizle yalanlıyorsunuz,
 Kendinize batınca herkesi sallıyorsunuz,
 Çıkarlarınız için vaatlerle kandırıyorsunuz,
Nasıl kıydınız garip ve masum kadınlara.



Oyunla park nedir bilmez garibanım,
Sapan ile taştır tavrımla silahlarım,
Defter kalem gelmez yapılı duvarlarım,
Çevrem korkar siner yoktur yandaşlarım,
Ayrı heveslidir yan çizer partilerim,
Nasıl kıydınız karındaş ile dindaşınıza.

  



       

                      NECMETTİN ULUSOY.01.01.2009


Oyunla park nedir bilmez garibanım,
Sapan ile taştır tavrımla silahlarım,
Defter kalem gelmez yapılı duvarlarım,
Çevrem korkar siner yoktur yandaşlarım,
Ayrı heveslidir yan çizer partilerim,
Nasıl kıydınız karındaş ile dindaşınıza.



Hani soyu tükendi diye bağıranlar,
Hani soykırımdı diye haykıranlar,
Hani küresel terör diye can yakanlar,
 İnsan hak ve özgürlükleri dersi verenler,
 Akıl hocalığı yaparak rapor tutanlar,
 Nasıl kıydınız size itaat etmeyenlere.

 
Haçlı seferleri eskidendi bitti sanma,
Afganistan ile Somali arası uzaklaşma,
 Iraktan sonra Filistinli arkana bakma, 
Bu böyle kalır diye boş laflara kanma,
Boş vaatlere aldanıp kendine aldanma,
Nasıl vurdunuz ümmetimizin mirasına,
 Nasıl kıydınız Kubbetul sahramıza.

 
Sokak arası karanlıkta kaldı çocuklar,
Salkım ile fosforlu bombalara daldılar,
Yıkık yığının altında kefensiz kaldılar,
 Dindaşları cenaze namazını kıldılar,
Akranları nasıl bir birlerine bakındılar,
 Nasıl kıydınız mavi renkli okullara. 

    
 Bilinir ki adı Müslüman soyadı Filistin,
Denir ki yapma sana da yapar neslin,
 Ah ile aminimden nasiplenir bin mislin,
 Bil ki yarınlarda kim olur senin kefilin,
Yüce rabbim karşısında çıkmaz sesin,
Dile gelir anlatır vurup yaktığın topraklar,
 Nasıl kıydınız mabetteki can ile canlara.
                       
 Dün kovuldukları toprak ile yer vatansa,
Yaptıkları geçen gün kendilerindeydi bilinse,
Açılan el ve kucaklar hatırlanıp bulunsa,
 Haksızlıklara kendini savunma denirse,
Yapılanlara hep tek yanlı ve taraflı bakılırsa,
Her gün bir birlerinin açığı desteklenirse,
 Nasıl kıydınız ambulanstaki hastalara.

 
Daha dün insanlık dersi veriyordunuz,
Medeniyet deyip herkese haykırıyordunuz,
Demokratikleşme diyerek bağırıyordunuz,
Kendi sözlerinizi ellerinizle yalanlıyorsunuz,
 Kendinize batınca herkesi sallıyorsunuz,
 Çıkarlarınız için vaatlerle kandırıyorsunuz,
Nasıl kıydınız garip ve masum kadınlara.

 
Oyunla park nedir bilmez garibanım,
Sapan ile taştır tavrımla silahlarım,
Defter kalem gelmez yapılı duvarlarım,
Çevrem korkar siner yoktur yandaşlarım,
Ayrı heveslidir yan çizer partilerim,
Nasıl kıydınız karındaş ile dindaşınıza.

 
Hani soyu tükendi diye bağıranlar,
Hani soykırımdı diye haykıranlar,
Hani küresel terör diye can yakanlar,
 İnsan hak ve özgürlükleri dersi verenler,
 Akıl hocalığı yaparak rapor tutanlar,
 Nasıl kıydınız size itaat etmeyenlere.

 
Haçlı seferleri eskidendi bitti sanma,
Afganistan ile Somali arası uzaklaşma,
 Iraktan sonra Filistinli arkana bakma, 
Bu böyle kalır diye boş laflara kanma,
Boş vaatlere aldanıp kendine aldanma,
Nasıl vurdunuz ümmetimizin mirasına,
 Nasıl kıydınız Kubbetul sahramıza.

 
Sokak arası karanlıkta kaldı çocuklar,
Salkım ile fosforlu bombalara daldılar,
Yıkık yığının altında kefensiz kaldılar,
 Dindaşları cenaze namazını kıldılar,
Akranları nasıl bir birlerine bakındılar,
 Nasıl kıydınız mavi renkli okullara. 

    
 Bilinir ki adı Müslüman soyadı Filistin,
Denir ki yapma sana da yapar neslin,
 Ah ile aminimden nasiplenir bin mislin,
 Bil ki yarınlarda kim olur senin kefilin,
Yüce rabbim karşısında çıkmaz sesin,
Dile gelir anlatır vurup yaktığın topraklar,
 Nasıl kıydınız mabetteki can ile canlara.

            
 

 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=