Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Bayramlar
 
 
Akaraba ile eş ve dostlukların daha da kökleştiği, saygı ve sevgilerin birleştiği, eş dost ve akraba ile yakınların beklentisiz ziyaret edildiği mubarek günlerimiz..........
                                                            
BAYRAMLAR
 
Dedemin, amcamın, babamın ve ağabeyimin duvarda bir bez içerisine sarılı tahtadan yapılma askıya takılı bir takım elbisesi bulunurdu. Bazı zamanlar bunlar indirilir ve elden geçirilerek ertesi gün giyilirdi. Elbiseler indirilip temizlenerek uygun şekilde konuldu. Belli ki yarın önemli bir gün olacak. Hamurlar yoğruldu, lokmalar yapılmaya başlandı. Adettendir denir bu gün yapılıp evden kokusu çıkmalıdır. Komşulara veya maddi durumu iyi olmayanlara dağıtılır. Yapraklar sarılır, çeşitli dolmalar yapılır, tatlılar hazırlanır, yemekler pişirilir. Çünkü sonraki günlerde uzak ve yakından gelecek olan misafirler ile akrabalara ikram edilecektir. Tüm aileleri bir telaş almış gidiyor. Evler temizlenir, dam ve avlular ile çardaklar süpürülür.
 
Öğle ezanı okundu okunuyor. Herkesi bir telaş sarmış ve abdestlerini alıyorlar. Çünkü namazlarını kılarak hep birlikte mezar üstüne gidilerek rahmetli olmuş yakınlarımız ile akrabalarımızı bayram öncesi ziyaretle dua okunacak. Okumasını bilenlerin ellerinde Kur’ an kitabı ile gelenler mezarlığın girişinde uygun şekilde oturarak diğer gelenleri ve imamı beklerler. Bu bekleme esnasında güzel ve hoş dakikalar olurdu. Çünkü çoktan beridir birbirini görmeyenler görüşür, karşılıklı selamlaşmalar ve hal hatır sormalar, küçük de olsa şakalaşmalar olurdu. Herkesin geldiği kanaat edildikten sonra bir cami imamı Kur’ an okur ve dua edildikten sonra serbest kalınarak mezarlar tek tek dolaşılır. Akraba ve tanıdık olan mezarlar ziyaret edilerek dualar edilir. Mevcut çiçek ve ağaçlar sulanırdı. Aynı köyde olsa dahi mahalle uzaklığı veya ihmallikten birbirlerini ziyaret etmeyen ile görmeyen kişiler ayak üstü de olsa selamlaşıp, kucaklaşarak sohbetler edilirdi. Yavaş yavaş yürüyerek evlere gidilir ve yarının adına ve güzelliğine yakışır hazırlıklara tekrar başlanır.
 
Hemen hemen her evde olan ve evin durumuna göre koğuş veya çardak dediğimiz genel kullanım alanları olurdu. Buralar genelde evlerin ocak başı dediğimiz veya mutfak diye tabir edebileceğimiz yerlerdi. Yemekler veya hazırlanan benzer tür işlemler buralarda yapılırdı. Duvarlar kullanılarak çatı veya damın üzerine kadar genişten dara doğru bacalar çıkardı. Bu yerlerin alt kısmına (tabana) ocaklar yapılır ve kenarlarında da yakacak odun veya kemreler bulunurdu. Ocakların iki yan tarafından yukarıya doğru süslü kemer şeklinde çıkıntılarla örülü bir insan boyu yüksekliğinde iki delik vardı. Deliklerin hemen üstünde kemer şeklinde düz alanlar olurdu. Yine ocak başını iki yanında ve bir insan göğüs hizasında hafifçe büyük iki delik daha olurdu. Bu delikler genelde yemeklerin yapımı için kullanılacak malzemelerin muhafazası için yapılırdı. Bunlar şimdilerde şömine diye konuşulur ve evlere veya yazlıklara güzel bir süs için kullanılmaktadır.
 
Çeşitli nedenlerle kasabamız dışında kalanların çoğunluğu bayram nedeni ile gelmişler ailelerinin yanlarında kalmaktalar. Yapılan hazırlık ve faaliyetlere azda olsa onlarda katılıp işlemler hızlandırılıyor.Bazı çocuklar bayram için alınmış elbiselerini giyer çıkarırılar.Bazıları da bayram nedeniyle elbise veya ayakkabı aldırmak için dede ve babalarına eziyet ediyorlar.
 
Sabah erkenden kalkılır ve abdest alınarak evin erkek çocukları ile erkekler camiye bayram namazı kılmaya giderler. Erkekler gelinceye kadar bayanlar sabah kahvaltısını hazırlarlar. Kahvaltı da çorbalar içilir ve ev hanesi kendi aralarında bayramlaşmalar el öpülerek, içten bir şekilde kucaklanılarak bayramlaşma tamamlanır. Küçük çocuklar dedelerinden, babalarından, emmi ve amcalarından el öpme ile bayram harçlıklarını alarak hemen dışarı fırlarlar. Çünkü gideceği ve bayram harçlığı alacağı yakın komşusu, diğer amcası, dayısı, diğer dedesini ziyaret edecektir. Daha sonra bakkalları görecek, değişik bayram için gelmiş olan çeşitli şekerler yiyecek, şehirden gelen ağaç çubuklu şeker, patlatmak için çıtı pıtı ile patlangaç, plastik top veya oyuncak alacak ve küçük bir parça sucuk alarak evde pişirtecektir.
 
Ramazan bayramının birinci günü herkes kendi evinde durur ve bayramlaşmak için küçük veya orta yaşlardaki kişilerin gelmesi beklenir. Genelde gelin olarak gitmiş kişiler, yakın komşu ile akraba genç erkekleri gelerek bayramlaşır. Birbirini iyi tanıyan ile saygı ve sevgi besleyen herkes birbirine gelir giderdi. Genelde yaş durumuna göre gelinir gidilirdi. Bayramın birinci günü sokaklar insanla dolar taşar ve bir birlerine gitmeler sürerdi. Herkes bir birini öncelikle ilk gün görebilmek için kısa ziyaretler de bulunurdu. Bu hareketlenmeler dahilinde sokaklarda da bayramlaşmalar devam eder, kısa süreli sohbetler olur, akşama ve yarın için söz almalar sürer giderdi. Çocukların koşuşmaları, oynamaları, bağrışmaları ve ağlamaları birbirini kovalardı.
 
Herkes bir sevinç içinde birbirlerinin bayramlarını kutlarlar, ziyaretler yapılır, küçükler büyüklerin ellerini öper, büyüklere küçüklerin gözlerinden öperlerdi. İçten ve samimiyet içinde yapılır, her ne suretle olursa olsun her bir kişi birbirinin bayramını kutlardı. Başka kişiler ile karşılaşmamak için değişik yoldan gitmeler veya karşılaşınca tokalaşmamak için yolunu değiştirmeler olmazdı. Gayet doğal ve içinden geldiği gibi davranılırdı. Çünkü bayramdı ve dünü, yarını veya herhangi bir neden karıştırılmazdı.
 
05.03.2009
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=