Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Bostan Beklemek
 
 
Kendine has özelliği ve çekirdeği değişmeyen, katkı maddesi olmadan ve bir gecede büyütülmeyen, tamamen doğal ve organik ürünlerimiz olan kavun ve karpuz tarlalarından bir gün
                                                                          BOSTAN BEKLEMEK,
 
Kasabamızın ovası ve arazisi geniştir. Geçmiş zamanlardan edinilen tecrübeler doğrultusunda ovanın yarısı bir yıl diğer yarısı bir yıl ekilir. Başka değişle bir yan nadas bırakılır ve toprağı fazla yormayan hasat, bir yana da normal hasat ekilir. Bu kapsamda nadasa bırakılan tarafa genelde haşhaş, fiğ,nohut, mısır,mercimek,ay çiçeği (günaşık) bostan dediğimiz kavun karpuz gibi hasat malzemeleri ekilirdi. Bazı yerlere az da olsa arpa da ekilirdi. Dört tarafımızda sulu tarım yapıldığı halde ovamız hep kuru tarıma dayalı malzemeler eker ve kaldırırdı. Kuyu salınması ve başka yerlerden su getirilmesi gibi projeler ortaya atılmışsa da uygulanırlık derecesi olmamıştır. Yıllarca sanki kaderine terk edilmiş hali vardı.
 
Ovamızın ekin işlemi uzun pınar yolu ile topaç ortalaması dikkate alınarak sağa veya sola yapılırdı. Ekin her ne tarafa ekilse de bostan dediğimiz kavun karpuz ekim işi genelde yamanlı ve kolak yolu civarı, topaç ve Hasanlı bağları yakınlarına, kumluk ve kız kapan boğazı, develi bucağı, ekiz üvüğü, bakırcı burnu ile üvüğü civarları ve oynağan ovasına ekilirdi. Bu sayılan mevkiler yıl ertelemesi ile değişik zamanlarda kullanılırdı. Diğer yerler de kullanılırdı fakat genelde buralarda iyi olurdu. Bu mevkilerin bazılarında bostan beklenirdi. Bunlar genelde yamanlı, kumluk ve kız kapan boğazı, develi bucağı ile oynağan ovası önde gelen mevkilerdir. Ailede bulunan küçük çocuklar bu işin baş aktörüydü. İmkanı ve bostanı iyi olanlar geceleri de yatarlardı. Şöyle bir düşünüldüğü zaman buralarda neden bostan beklenildiği ortaya çıkılmaktadır. Çünkü, o zamanlar koyun sürüsü çoktu ve bazı art niyetli kişiler, yasak olduğu halde koyunlarını gütmek için kaçak olarak buralarda güderlerdi. Özellikle gece karanlığında yaparlardı ki önlerine ne gelirse yedirirlerdi.
 
Bu mevkilere gidip gelme işlemi eşeklerle yapılırdı. Eşeklere birer heybe atılarak erken saatte gidilerek akşam güneş batmasıyla dönülürdü. Sabah giderken yiyecek ekmeği ile içecek suyunu götürür, akşam dönerken de evde bulunan ve hergele ile sığıra sürülmeyen büyükbaş hayvanlarla diğer küçükbaş hayvanlar için taze ot getirilirdi. Bu süreç her gün devam ederdi. İlk beklemeye başlamasının birkaç gününde normal ortalıkta durulurdu. Uygun zaman çelke denilen küçük barınaklar yapılırdı. Çelkeler değişik olur ve bazı kişiler iki katlı dahi yapardı. Normal boyda üç ağacın çatılmasıyla ve üstünün hasır ve ot ile örtülmesiyle gölge yapılırdı. Ağaç uçları ile ağaçlara bağlanan hasırın uçları toprağa gömülerek zamanla çıkan rüzgardan yıkılması önlenirdi. Buraya yiyecek ve içeceği ile olabilecek diğer ihtiyaç malzemeleri konarak barınak şeklinde kullanılırdı.
 
Gelen kişi sabahları geldiği zamanlar ilk işi çevreyi ve tarlanın başlarını gezerek iz olup olmadığını kontrol ederdi. Koyun sürüsü veya yabancı kişilerin gelip gelmediği, girip girmediği anlaşılırdı. İlk zamanlar veya bostan ve kavun kökenlerinin çiçeğe bindiği anlarda sabah erken gelindiği zamanlar, rüzgar durumuna göre bostanın muhtelif yerlerine ot yakılarak tütsü yapılırdı. Nedeni kökenler döl tutsun veya döl döksün denirdi. Ayrıca sivriden de korunmak için yakılırdı. Sürenin son zamanlarında akşamları eve dönerken bostan kenarlardan dolaşılarak uygun ve ermiş olan kavun ve karpuzlar yolunarak götürülürdü.
 
Bostan tarlasının çevresine kabak ekilir. Seyrekçe mısır ve ay çiçeği de bulunurdu. Kavun ve karpuzlar tohumları, ortalama bir buçuk iki metre aralıkta çizi halinde ekilir ki, büyüyüp köken salınca bir birini etkilememesi gerekir. Baharın çıkınca iki defa çapalanır ve uygun aralıkta olması sağlanır. Motoru olanlar isterse tanker veya bidonla su getirerek bir iki defa sularlardı. Bostan bekleyen çocuklar çeşitli oyunlar oynayarak zaman geçirirlerdi. Bazı zamanlar birbirlerinin çelkelerinde sıra ile toplanarak bilmece, masal, hikaye ve değişik anlatımlarda bulunurlardı.
 
Bostan bozmalar, harmanın kalkmasıyla ve günaşık bozumlarının tamamlanması sonucu yaylaların inmesiyle yapılırdı. Çünkü Ağustos bitmiş bostan kökenleri yavaş yavaş kurumaya yüz tutmuştur. Birde hasatların tamamı bittiği için koyun sürüleri ovaya bırakılmıştır. Gerek motorlarla ve gerekse at arabaları ile hızlı bir şekilde bozulur. Bozulurken önce kökenlerden yolunarak arabanın alt ve yanlarına konar ki kelek, karpuz ve kavunlar zarar görmemesi sağlanır. Kavun, karpuz ve kelekler kökeninden yolunurken sapları biraz uzun bırakılı ki, uzun dayansın denilirdi. Bazı kış kavunları ayrı toplanır ve evlerin tavanına ip ile asılırdı. Bunlar uzun dayanır ve Mart-Nisan ayına kadar beklerdi. Kökenlerde bulunan küçük kelek (hıtır kelek) ve karpuzlar ayrı toplanır, turşu yapılarak kış hazırlığına da başlanmış olurdu. Kabaklar da getirildiğinde dam veya avlunun uygun yerine konarak hayvanlara doğranarak verilirdi. Çekirdekleri ayıklanarak kurutulup ya yenirdi yada çocuklar götürü satarlardı.
 
Zamanla kendi öz milli üretimimize sahip çıkmayarak yurt dışından getirilen çekirdekleri kullanıyor veya getirilen meyve ve sebzeleri yiyoruz. Bunların çoğu da hormonlu ve bir gecede büyüyen yiyeceklerdir. Her ne kadar güzel olursa olsun kendi toprağımızda ve kendi öz ekim ve malzememizin tadını alamayız. Dip piriz veya derin dondurucu ile özel soğuk hava deposu olmadan, Ağustos ayından Mart veya Nisan ayına kadar normal oda sıcaklığında kalabilen kavun veya karpuz var mı acaba, çok merak ediyorum.
 
05.03.2009
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=