Karaadilli'ye Hoş Geldiniz
  Odalarimiz,Koy Konaklari
 

 

           ODALARIMIZ..KÖY KONAKLARI
        Aylardan Aralık ayındayız. Geceleri uzun ve soğuk geçiyor. Küçük olanlar ile yaşları on beşe kadar olan çocuklar genelde evlerinde kalır. Çoğunluğu okula gittiği için ya öğretmeninin verdiği ödevler yaparlar annelerinin veya nenelerinin konuştuklarını dinleyerek uyur kalırlar.
Çevremizde bulunan evlerden çatısı kiremit olan ev yok denecek kadar azdır. Diğer evler ise kara örtü dediğimiz, üstü kamış ve topraktan örtülü olan binalardır. Çoğunluğu veya hemen hemen hepsi kerpiç udvarlıdır. Kış ayları sıcak yaz ayları ise serin olur. Kış ayında olduğumuz için kar yağmış çoğu yerler beyaz boyanmış gibi karlıydı. Hava yine kapalı ve hafif hafif yağmur yağıyordu. Zamanlada kar yağacağı yaşlı, tecrübeli dede ve nenelerimizin konuşmalarından anlaşılmaktadır.
       Havanın yağmurlu ve binaların çoğunun düz dam diye tabir ettiğimiz toprak kara örtü olmasıyla herkes evinin üstüne çıkarak damları yuvmaya başlamıştı. Yuvgular ortalama iki-üç yüz kilo ağırlığında, yuvarlak ve iki yanı delikli bir taştı. Demir veya ağaçtan yapılmış sap ile damın bir bu ucuna bir öbür ucuna, belirli bir ahenk ve sıra içinde çekilerek dam toprağı bastırılırdı. Çünkü toprak ile atılan saman sıkışıp yapışacak üzerinden yağan yağmur suyu akıp gidecekti. Bu arada herkes birbiriyle derin bir sohbet ve şakalaşmalar ile konuşmalarda yerini alır.
Damdan dama herkes birbirine bir şeyler anlatmaya çalışır.
Havanın yavaş yavaş kararmasıyla herkes evine çekilir akşam yemeklerini yerler. Yemekten sonra genel anlamda aile arası sohbetler yapılır. Erkekler kalkar ve koyun ile inekleri olanlar son yemlerini verir, sulanması gereken hayvablar sulanır. Daha sonra kadın ve çocuklar tekrar eve gelirler, erkekler ise gençleri kahvelere giderler, yaşı ilerlemiş olanlar da mahalle odalarına giderler. Kadınlar evde örgü ve el işleri varsa onları yapar. Çocuklar ders çalışır. Bu arada evin genç kızı veya gelini de mısır patlatıp birlikte yenirdi. Yaşı ilerlemiş olan nenelere bazen çocuklar masal anlattırırlar.
           Mahalle odaları, tek katlı veya iki katlı olarak hemen hemen her sokak başında bulunur. Bu odaların uygun yerinde birde malzemelik ve yakacak konacak şekilde küçük bir oda de olur. Ayrıca tek katlı ise yan tarafında, iki katlı ise alt katında birde ahır ile küçük bir samanlık olurdu. Buralara herhangi bir iş için köye gelen misafir kişilerin at ve hayvanları bağlanır, kendileride köy odasında kalırlardı. Yakın yerde oturan bir kişinin az veya çok misafiri geldiği zaman, evide müsait değil ise köy odalarında yatırılırdı.
Kahveye gitmeyenler veya gitmek istemeyenler köy odalarında akşam otururlardı. Genelde yaşı ilerlemiş kişiler gelirdi odalara. Arada orta yaş veya gençlerde gelirdi. Mahalle (köy) odalar kış aylarında çok kullanılırdı. Yaz aylarında iş olması ve gecelerin kısalığı nedeni ile kullanılmazdı. Soba üzerinde çay pişirilir ve genç olan biri hizmet edilerek koyu bir sohbet arasında içilirdi. Aynı oymak, sülale, sokak ve mahalle insanı birbirinin derdini, eksiğini, ihtiyacını ve düğün gibi faaliyetlerini burada anlatır. Bir birine yardım edilir, yol gösterilir ve çareler aranır bulunurdu. Birbirleriyle iddiaya girerler kaybedene tahin ve lokum ile benzer birşeyler aldırılır ortaklaşa yenirdi.
 Ramazan aylarında her aileden birkişi, o gün evde ne pişirildi ise birer tabağa konarak bir tepsi ile odaya gelerek, odanın çevresinde bulunan her evin katılımı ile birlikte yenirdi. Akşam namazları ile teraviler kılınırdı. Bu işlem ramazan ayı boyunca her akşam olur ve aynı şekilde bayramlarda da sabah ve akşam yapılırdı.
Köy odalarından gençlerde faydalanırdı. Mahallenin gençleri veya aynı yaşta olan orta yaştaki kişilerde konuşup anlaşarak ferfene yaparlardı. Bunun içinde en iyi yer mahalle odalarıydı. Aralarında anlaşan gençler herkes kendi evinden birşeyler getirirler ve odada pişirerek yenirdi. Bazen şakayı ileri götürerek tanıdık birinin kümesindeki tavuklardan bir akşam alınır. Ertesi gün akşam tavuklar pişirilir ve sahibine de çağırılarak birlikte yenirdi. Tavuk sahibinede malın gibi ye denerek şaka yapılırdı.
          Bazı zamanlarda, her evde olan ufak kavga ve tartışmalar sonucunda evin erkeği yada genci bir gecelerini köy odasında geçirirdi. Ertesi gün ya kendiliğinden yada birileri araya girerek ortam sağlanırdı. Her odada bir iki kişinin faydalanabileceği yatak yorgan takımı bulunurdu. Gaz lambası, çay takımı, yeteri kadar yemek takımı, süpürge ve soba gibi belirli bir malzemeler olurdu. Kış girerken her mahalle veya sokak sakini uygun miktarda yakacak getirir bırakırdı. Zamanla oluşan eksiklikler ya ortaklaşa yada durumu iyi olan biri tarafından tamamlanırdı. Sürekli bakımlı ve kullanıma hazır tutulurdu.
          Zaman ve teknoloji ile insanların kişiselleşmesi hepsi ortak bir hedef seçerek veya anlaşarak bu güzellikleri ağır ağır yok ettiler. Şimdi ise sadece bazılarımızın anılarında kaldı.
                       
 
 
 
Rk site ekleme
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=